BASİT BÖBREK KİSTİ NEDİR ? HANGİ BELİRTİLERİ VERİR ?

Kistler içi sıvı dolu keseciklerdir. Vücudun değişik bölgelerinde izlenebilir; böbrek de bunlardan birisidir. Kistler, genelde hiç bir belirtiye yol açmayabileceği gibi;

  • Yüksek tansiyon

  • İltihap

  • Taş

  • Kanama

  • Böbrek yetmezliği  gibi sorunlara da yol açabilirler.

BASİT BÖBREK KİSTLERİNDE NE ZAMAN TEDAVİ GEREKMEKTEDİR ?

Genelde 10 cm çapına kadar belirgin bir problem yaratmaz. Dolayısı ile çok büyümediği sürece bu kistlerin tedavisi gerekmez.10 cm. nin üzerine çıktığında ise ve / veya  kistler, yüksek tansiyon, iltihap ve böbrek yetmezliğine neden olmuşsa tedavisi yapılır.

BASİT BÖBREK KİSTİNDE TEDAVİ NASIL DÜZENLENMEKTEDİR ?

Tedavide amaç ; kistin yarattığı bası etkisini ortadan kaldırmaktır.

Bunun için:

  • Perkütan ultrasonik aspirasyon : Burada ultrason rehberliğinde bir iğne ile girilerek kist sıvısı boşaltılır. Geçici ama zahmetsiz bir yöntemdir . Anestezi gerektirmez ve poliklinik şartlarında yapılabilir.

  • Cerrahi : Açık cerrahi veya laparoskopik tekniklerle kist çıkartılır. Kesin tedavi sağlar. Ancak hastanede yatmayı gerektirir, ameliyathane koşullarında ve anestezi altında yapılır.

BÖBREK ADENOMU NEDİR ,TEDAVİSİ NASIL YAPILIR ?

Böbreğin en sık görülen solid ve iyi huylu tümördür .  (%7-22). Adenomun  büyüklüğüyle orantılı olarak ( 3 cm nin üzerinde ) habisleşme (malignleşme) potansiyeli artar. Bu nedenle parsiyel yada radikal nefrektomi gerekebilir.

BÖBREK ANGİOMYOLİPOMU NEDİR,TEDAVİSİ NASIL YAPILIR ?

Böbreğin iyi huylu tümörüdür. Yağ, düz kas ve damardan zengin olan anjiomyolipom 6 cm nin üzerinde olduğunda ; intrarenal, perirenal kanamalar sonucu lomber ağrı, hematüri, hipertansiyon ve hemorajik şoka neden olabilir.  Problem yaratan durumlarda ; acil nefrektomi, parsiyel ya da nefron koruyucu nefrektomi veya embolizasyon yapılır.

EN SIK RASTLANAN BÖBREK HABİS TÜMÖRÜ NEDİR ?

Böbrek adenokanseri ; Renal Cell (hücreli ) Ca (kanser ) , Hipernefrom  veya Grawitz tümörü gibi isimlerle de anılır.  Bütün malign tümörlerin %3’ünü, böbrekteki malign  tümörlerinin de %86’sını oluşturur.

BÖBREK KANSERİNE YOL AÇAN SEBEPLER NELERDİR ?

Sebep kesin olarak belli olmamasına rağmen ; genetik faktörler ; gelişmiş ülkelerde yaşayanlarda (tanı yöntemlerinin daha kolaylıkla kullanılmasına bağlı olarak ) ; yağ ve  kolesterolden zengin beslenenlerde ; kadmium, asbest, petrokimya ve deri sanayisinde çalışanlarda ; siagara içenlerde böbrek kanseri riskinin daha yüksek olabileceği bildirilmiştir.

BÖBREK KANSERİ BELİRTİLERİ NELERDİR ?

Geç evrede ortaya çıkmakla birlikte 3 ana bulgusu vardır .

1. Hematüri  ( kanlı idrar yapma )  ,

2. Lomber ( bel )  ağrı ,

3. Kitle

Bunların dışında ; varikosel , hipertansiyon , halsizlik, kilo kaybı, anemi, ateş ve metastazlara ait semptomlar da yine ileri evrelerde görülebilmektedir.

BÖBREK KANSERİ TANISINDA HANGİ TETKİKLERDEN FAYDANILIR ?

Ultrasound: Solid ya da kistik böbrek tümörlerinin tanısında  tanı  değeri %90’dadır. İlk yapılması gereken tanı yöntemidir.

Ürografi (DÜSG-İVP):Böbrek konturlarında ve toplayıcı sistemde düzensizliği, ve parankim hasarı durumunda böbrek fonksiyon kaybını gösterebilir.

Bilgisayarlı Tomografi (CT): Tümörün lokal yayılımı, regional lenfadenopati ve renal ven ya da vena cavada tümör trombüsü, karaciğer  , dalak metastasları tanısı CT ile  mümkün olmaktadır.

 Renkli Doppler US ve Cavagrafi. CT’de saptanan şüpheli tümör trombüslerinde  yapılmalıdır.

 Renal Angiografi: Solid tümörlerin ayırıcı tanısında CT’nin yetersiz kaldığı olgularda uygulanabilir.

BÖBREK KANSERİNDE TEDAVİ SEÇENEKLERİ NELERDİR ?

Böbrek habis tümörlerinin tedavisinde 1. Cerrahi, 2. embolizasyon 3. immüno-terapi  seçenekleri mevcuttur.

BÖBREK KANSERİNDE UYGULANAN CERRAHİ TEKNİKLER NELERDİR ?

Teknik olarak açık cerrahi ve laparoskopik cerrahi teknikleriyle yapılabilmekte ve kendi içinde de tümörün cinsine , yerleşimine , büyüklüğüne , tek veya çift taraflı olmasına , hastanın genel durumuna ve sonuçta cerrahın tecrübesine göre ;

a. Radikal nefrektomi 

b. Nefron koruyucu cerrahi

(Kısmi ( partial)  nefrektomi veya tümör enükleasyonu (sadece tümörün çıkartılması ))   şeklinde yapılabilmektedir.

İLERİ EVRE BÖBREK KANSERİNDE TEDAVİ SEÇENEĞİ NEDİR ?

Radyoterapi:

Böbrek kanseri radyorezistandır  ( radyasyona dirençlidir ) . Ancak palyatif amaçlı uygulanabilir.

Kemoterapi:

Böbrek kanserine belirgin etkili olan tek yada kombine sitostatik ajan yoktur. Birçok kombine tedavi denenmişsede etkisi %5-10 oranında  ve kısa sürelidir.

İmmünoterapi: Son yıllarda interferon un tek başına veya interferon ile vinblastin ve interleukin kombinasyonu kullanılmakta fakat sonuçlar yüzgüldürücü değildir.

BÖBREK KANSERİNDE YAŞAM BEKLENTİSİ NEDİR ?

Erken evrelerde 5 sene için % 90 -100 iken , ileri evrelerde bu oran % 20’ lere kadar düşmektedir .

Bu sebeple;

rutin check – up’ların (tüm batı ultarsonografilerinin) önemi çok açıktır. Hastalık ne kadar erken tanınırsa tedavisi o kadar kolay ve başarılı olabilmektedir.

 

BÖBREK TOPLAYICI SİSTEM VE ÜRETER TÜMÖRLERİ SEBEPLERİ NELERDİR ?

Kesin sebebi belli olmamakla birlikte;

Sigara kullanımı – fenasetin gibi bazı ağrı kesicilerin uzun süre kulanımı – siklofosfamid denilen kemoteraide kullanılan bir ilacın uzun süre kullanımı – kronik idrar yolları infeksiyonu – uzun süre tedavisiz bırakılan taşlar – idrar yollarında tıkanıklığa (obstrüksiyon) yol açan hastalıklar  – Balkan nefropatisi sorumluları arasındadır.

  

BÖBREK TOPLAYICI SİSTEM VE ÜRETER TÜMÖRLERİ BELİRTİLERİ NELERDİR ?

% 80 AĞRISIZ MAKROSKOPİK (gözle görülebilen )  HEMATÜRİ (idrarda kanama ) 

Batın da ağrı – zayıflama – Bulantı / Kusma – Anemi gibi kanserin cinsine özgün olmayan ( Nonspesifik)  bulgulara da rastlanabilir.

 

BÖBREK TOPLAYICI SİSTEM VE ÜRETER TÜMÖRLERİNDE TANI NASIL KONULUR ?

Tüm ağrısız hematürilerde aksi ispatlanana kadar altında bir tümöral hadise vardır endişesiyle yaklaşmak gerekir.

 

Önce Ultrasonografi (US) ve / veya Ürografi (IVP)  yapılmalıdır. 

US : Renal pelvis içinde bir kitleyi gösterebilir veya üreterdeki bir kitle nedeniyle üst tarafta genişlemeye ait görüntüler alınabiilir.

IVP : Böbrekte dolum defekti ve işlevin olmaması ( nonfonksiyon ) gösterebilir.

Bilgisyarlı Tomografi (CT) : Hem böbrek pelvisi hem de üreterdeki kitleyi gösterebildiği gibi etraf dokulardaki metastazlarıda gösterebildiği için tercih edilmesi gereken bir tetkik yöntemidir.

ÜRETEROSKOPİ de diğer tetkiklerle sebebi saptanamayan kanamalarda üreterin içini daha net görmek için yapılabilecek bir tetkiktir.

Ayrıca : Retrograd piyelografi – sitoloji ve  sistoskopi de yapılabilir.

 

BÖBREK TOPLAYICI SİSTEM VE ÜRETER TÜMÖRLERİNDE TEDAVİ NEDİR ?

Nefroüreterektomi (böbrek + üreter + mesaneden üreterin girdiği alanın çıkartılması)

ideal tedavidir. Bu işlem açık cerrahiyle yapılabildiği gibi Laparoskopik olarak da yapılabilmektedir.

Düşük grade ve stage’li tm lerde konservatif (tutucu – organ koruyucu) yaklaşımlar (Endoskopik rezeksiyon – tm. eksizyonu ve üretere end to end anastamoz veya neosistostomi gibi) denenebilir. Metastatik vakalarda Kemoterapi  ve / veya Radyoterapi  denenebilir.

AKUT PİYELONEFRİT   NEDİR ? ETKENLERİ NEDİR  ?

Böbrek pelvisini ve parankimini tutan enfeksiyöz ve enflamatuar bir hastalıktır. En sık enfeksiyona neden olan etkenler Ech. coli, proteus ve klebsiella türleridir.

 

AKUT PİYELONEFRİT OLUŞUMUNA ZEMİN HAZIRLAYAN SEBEPLER NELERDİR ?

 Hazırlayıcı faktörler ; arasında üriner sistem anomalileri, obstrüksiyonlar (tıkanmalar ) , üriner sistem taşları, diabet (şeker hastalığı ) ve hiperürisemi (kanda ürenin yükseldiği durumlar ) gibi metabolik bozukluklar, gebelik, ağrı kesici ilaç alışkanlığı ve üriner sistemdeki yabancı cisimler (kateter, stent gibi) sayılabilir.

AKUT PİYELONEFRİT BELİRTİLERİ VE BULGULARI NELERDİR ?

Akut pyelonefrit, alevli seyreden bir hastalıktır. Halsizlikle birlikte akut hastalık tablosu vardır. Genel durum bozukluğu görülebilir. Ateş, titreme ile 38 oC’nin üzerine çıkar. Kostovertebral (böğürde) bölgede künt özellikte sürekli ağrı vardır ve muayenede bu bölgede duyarlılık saptanır. Bu tabloya bulantı ve kusma eşlik eder. Hatta abdominal distansiyon (karında gerginlik – şişkinlik ) , rebound hassasiyet, barsak seslerinde azalma ve subileus belirtileri görülebilir. Hastalarda aynı zamanda idrarla ilgili yakınmalar ve pyuri (idrar tahlilinde bol lökosit) vardır.

AKUT PİYELONEFRİTTE TEDAVİ NASIL YAPILIR ?

Hastalık tablosu genellikle ciddidir, hospitalizasyon ve yatak istirahati gerekir. Hastadan hemen kan ve idrar örnekleri alınır. Zaman gecirmeden parenteral sıvı ve ampirik antibiyotik tedavisine başlanmalıdır. başlanan tedaviye en az 1 hafta ve ateş düştükten 3 gün sonrasına kadar parenteral olarak devam edilir. Ardından 2 hafta daha oral antibiyotik tedavisi verilmelidir. Bu sırada komplike edici faktörlerden şüpheleniliyorsa, bunlar araştırılıp tedavi edilmelidir.

 

KRONİK PİYELONEFRİT TANIMI NE ANLAMA GELMEKTEDİR ?

EN SIK SEBEBİ NEDİR ?

Kronik pyelonefrit, genellikle çocuklukta edinilip erişkinliğe taşınan bir hastalıktır. İmmatür (gelişimini tamamlamamış) ve gelişmekte olan böbrekler etkilenir . Böbreğin  özellikle polar (üst veya alt kutup ) bölgelerinde skar (hasra – nedbe ) oluşur. Parankimdeki skar kaliksi de çekerek yapısını bozar ve dilate (genişletir) eder. Çocuklukta en sık neden reflüdür.

KRONİK PİYELONEFRİT BELİRTİLERİ NELERDİR ?

Akut enfeksiyon ataklarıyla  seyredebilir. Akut fazda ateş ve akut pyelonefrite benzer tablo görülür. Akut enfeksiyon yoksa genellikle az semptomludur.

 

KRONİK PİYELONEFRİT TEDAVİSİ NEDİR ?

Tedavi:
Spesifik tedavi:
1. Medikal:

Üriner sistem enfeksiyonlarının eradikasyonu ve önlenmesi, gerekirse uzun süreli baskılayıcı antibiyotik tedavisi medikal tedavinin ana hatlarını oluşturur.
2. Cerrahi:

Anatomik bozukluklar, obstrüksiyonlar, taşlar, yüksek grade’li reflü veya medikal tedaviye cevapsız reflü, hipertansiyon (ilaçlara dirençli, tek taraflı atrofik pyelonefritli) gibi nedenler cerrahi tedavi gerektirir.

Cerrahi tedavide, öncelikle patolojiyi ortadan kaldırmaya yönelik girişimler seçilir. Bu olanaksızsa nefrektomi düşünülebilir.


Genel önlemler: Hastanın yakın takibi, üriner enfeksiyonların kontrolü, komplikasyonların erken tanı ve tedavisi önemlidir. Hasta, yeterli sıvı almalıdır.