Telefon




Green Light Sertleşme Problemi

Biyografi

1961 yılında İstanbul’da
doğan Leon Saporta, 1984 yılında
İstanbul Tıp Fakültesini 4. lükle bitirdi.
1991 yılıda Üroloji uzmanı olan Dr. Saporta
eğitimini geliştirmek amacıyla ve üro-onkoloji, endoskopik cerrahi ve
jinekolojik üroloji alanlarında bilimsel araştırmalara katılmak üzere İsrail,
İngiltere, Bulgaristan ve Amerika’da bulundu. Bu ortak çalışmaların
sonuçları uluslararası kabul görmüş tıp dergilerinde yayınlandı.
devamı »

SORULARINIZ


Soru Sor !

Merak ettikleriniz sayfasında en sık sorulan sorulara kısa yanıtlar bulacaksınız. Herbir konunun daha derinlemesine bilgisini yeri geçen ana sayfalarında görebilmeniz mümkündür !!!

PROSTAT


PROSTAT  BEZİ NEDİR , NEREDE YER ALIR , İŞLEVİ NEDİR  ?

Prostat bezi, idrar kesesinin altında yer alan ve dış idrar kanalını çevreleyen kestane büyüklüğünde bir organdır. Prostat sadece erkeklerde bulunan ikincil sex organıdır.
Meninin sıvı kısmını yapar. Bu sıvının içinde spermlerin canlılığı için gerekli maddeler yer alır.
Kadınlardaki rahmin karşılığıdır

PROSTAT BEZİNİN EN SIK RASTLANAN HASTALIKLARI NELERDİR ?

BPH olarak adlandırılan İyi Huylu Prostat Büyümesi , Prostat Kanseri ve prostat bezinin iltihabi hastalıkları(prostatit) en sık rastlanan prostat hastalıklarıdır.

 

PROSTAT BEZİ İLTAHAPLARINDA(PROSTATİT) ŞİKAYETLER NELERDİR ?

Ürogenital yakınmalarla ( idrar yaparken yanma , batma , sık idrar çıkma , gece idrar kalkma, zorlanarak idrar yapma , bel ağrısı , apış arasında ağrı ve yorgunluk vs. ) başvuran hastaların % 25 ine prostatit tanısı konmakta ve erkeklerin % 50 si yaşamlarının herhangi bir döneminde prostatit nedeniyle incelenmektedir.

 

PROSTAT BEZİ İLTAHAPLARINDA TEDAVİ ?

AKUT PROSTATİT Hastaların hastaneye yatırılmaları gerekir. Serum ve antibiyotik tedavisi başlanır. Ayrıca  mesane gevşeticileri, ağrı kesici ve antienflamatuar tedavi yapılır. Hastalara kabızlığın önlenmesi, bol sıvı alımı ve istirahat önerilir.
Hastanın ateşi düşüp şikayetleri geçtikten sonra bile oral antibiyotik tedavisine 30 gün süreyle devam edilmelidir.

 

PROSTAT APSESİ süreli Antibioterapi + apsenin boşaltılması (Direnaj)

KRONİK PROSTATİT Kronik prostatitin tedavisi oldukça problemlidir. Üriner enfeksiyonlarda etkili olan ilaçlar kronik prostatitte etkili olmayabilmektedir. 4-16 haftalık trimetomoprim-sulfometaksozol tedavisi ile , %30-40 oranında kür sağlamaktadır. Kültürleri pozitif olmaya devam eden hastalar için 6-8 aylık baskılayıcı antibiyotik tedavileri gerekebilir. Ancak antibiyotikler kesildikten sonra tekrarlama olabilmektedir.

NONBAKTERİYEL PROSTATİT2-4 hafta süreyle doksisiklin veya eritromisinle tedavi yararlı olabilir. Şikayetlerin düzelmesinde antienflamatuar ajanlar ve antikolinerjikler faydalı olabilir.

PROSTATODİNİ (ASEMPTOMATİK PROSTAT ENFLAMASYONU ) Antibiyotikler etkili değildir. Alfa adrenerjik blokerler işemeyi kolaylaştırırlar. Diazepam ve kas gevşeticiler faydalı olabilir.

 

PROSTAT BEZİNİN İYİ HUYLU BÜYÜMESİ ( BPH ) NEDİR ?

60 yaşın üstündeki erkeklerin % 50'si, 70-80 yaşlarındaki erkeklerin % 80'i, prostatın kanser olmayan büyümesi ya da tıbbi terimi ile "Benign Prostat Hiperplazisi" (BPH) problemi yaşar. Gerçekte ise büyüyen prostat değil, "adenom" adı verilen bir kısım hücre grubudur.

 

BPH ‘da NE GİBİ ŞİKAYETLER OLMAKTADIR ?

Prostat bezinin yaşlanmayla birlikte büyümesi ve idrar kanalına baskı yapmaya başlaması, çeşitli şikayetlere sebep olur.

Prostat büyümesi;

  • sık idrara çıkmak,

  • geceleri idrar hissi ile uyanmak,

  • idrara başlarken bir süre beklemek,

  • idrarı kesik kesik boşaltmak,

  • idrar yaparken zorlanma,

  • idrarın çatallı çıkması,

  • mesaneyi tam olarak boşaltamama,

  • tuvaletten çıktıktan çok kısa bir süre sonra tekrar idrar hissi duymak,

  • ani idrar sıkışmaları hissetmek,

  • bazen idrarı tutamamak belirtileriyle kendini gösterir.

 

BPH ‘da  TEDAVİ ALTERNATİFLERİ NELERDİR ?

MEDİKAL (İLAÇ) TEDAVİSİ

İlaç tedavisi büyümüş prostatın yarattığı rahatsız edici semptomlar için erken dönemde yapılabilecek ilk tedavi şeklidir

CERRAHİ TEDAVİ

AÇIK PROSTAT OPERASYONLARI

Prostatın büyüyen dokusunun "adenom" unun karından kesilerek yapılan ameliyatla çıkarılmasıdır.

KAPALI PROSTAT OPERASYONLARI


TURP (Transüretral Prostat Rezeksiyonu): Büyümüş prostat dokusu, endoskopik yoldan elektro- koter yardımı ile kesilerek çıkartılır ve sağlıklı idrar akışı yeniden sağlanır.


GREENLIGHT PVP LASER PROSTATEKTOMİ.

PROSTATIN SELEKTİF BUHARLAŞTIRILMASI YÖNTEMİ
(potasyum titanil fosfat laser KTP LASER) Büyüyen prostat dokusunun özelleştirilmiş bir laser ışını ile kontrollü bir şekilde 1-2 mm derinliklerde buharlaştırılması yöntemidir

DİĞER ENDOSKOPİK  TEDAVİ YÖNTEMLERİ İSE ;                  

  • Transurethral incision of the prostate (TUIP)

  • Transurethral microwave thermal therapy (TUMT)

  • Transurethral needle ablation (TUNA)

  • High intensity focused ultrasound (HIFU)

  • Water induced thermo therapy (WIT)

  • Transurethral ultrasonic aspiration of the prostate

  • Visual laser ablation of the prostate (VLAP)

  • Holmium: YAG laser (HoLEPve HoLAP)

  • Interstitial laser coagulation of the prostate (ILC)

  • Cryotherapy

  • Balloon dilatation

  • Intraurethral stents

Belirtilen tüm tedavi alternatifleri hastanın genel durumu, prostat bezinin büyümesi ve doktor-hasta uyumuna göre düzenlenmelidir.

 

PROSTAT KANSERİ  NASIL OLUŞMAKTADIR ?

Bütün vücut dokularında hücreler kendilerini belirli bir kontrol mekanizması içerisinde yenilerler. Böylece zedelenen doku tamir edilir, yenilenir. Kontrol dışı çoğalan hücreler tümör adı verilen hücre topluluklarını oluşturur Prostat kanseri ; prostatı oluşturan hücrelerin kontrolsüz bir şekilde, gerekmediği halde çoğalmasıdır.

 

PROSTAT KANSERİNDE RİSK FAKTÖRLERİ ?

Suçlanan ana unsurlar şunlardır;

  • Aile hikayesi

  • Yaşlanma Erkek , eğer yeterince uzun yaşarsa örneğin 100 yaşına kadar yaşanabildiği takdirde ; hemen hemen tüm erkeklerde prostat kanseri gelişir. Yaş arttıkça prostat kanseri gelişme riski artar. Prostat kanserlerinin %85'i 65 yaşın üzerindeki erkeklerde saptanır. Ancak, bazı erkeklerde çok daha erken yaşlarda prostat kanseri gelişebilir

  • Zenci ırkında beyazlara nazaran daha sık rastlanmaktadır

  • Testosteron (erkeklik hormonu ) : Puberteden önce kısırlaştırılmış erkeklerde prostat kanseri (ca) görülmemektedir.

  • Östrojen hormonunun ( kadınlık hormonu ) izafi olarak arttığı kronik karaciğer hastalarında prostat ca ‘ya rastlanmamaktadır.

  • Yağlı gıdaların fazla tüketimi gibi çevresel faktörler

 

PROSTAT KANSERİNİN BELİRTİLERİ NELERDİR ?

Belirtiler ancak idrar yolunu tıkadıktan sonra ortaya çıkar. Aşağıda sayılan şikayetlerden herhangi biri olduğunda mutlaka bir doktora başvurulması gereklidir.

*Sık idrara çıkma (özellikle geceleri)
*İdrar yaparken zorlanma
*İnce ve kesintili idrar yapma
*İdrar yaparken acı veya ağrı duyma
*İdrarda kan görme
*Sırt, kalça ve bel ağrısı
*idrarda kan ya da iltihap olması
*Menide kan ve ağrı gibi belirtiler olabilir.



 

PROSTAT KANSERİNDE ERKEN TEŞHİS / CHECK – UP MÜMKÜN MÜDÜR ?

GENELLİKLE GEÇ BULGU VERDİĞİNDEN TARAMA VEYA CHECK –UP ların ÖNEMİ BÜYÜKTÜR.

Gerek check-up’ta veya gerekse şüphelenilen durumlarda yapılması gereken birçok ortak aşama vardır.

Rutin Kontrollerde :

  • Hikaye dinlenir

  • PSA testi yapılır

  • genel amaçlı TÜM BATIN ULTRASONOGRAFİSİ yapılır

  • gerekiyorsa TR ile prostat muayenesi yapılır.

 

PSA NEDİR ?

PSA ( Prostat Spesifik Antijeni ) adlı kan tetkiki ile BPH ile prostat kanseri teşhisi arasında ayırım yapmaya çalışılır. Bu tetkik hem teşhis koyucu hem de prostat kanseri tedavisinin seyri hakında bilgi verir.

PSA, prostat bezi hücreleri tarafından üretilen bir proteindir ve meninin sıvılaşmasını sağlar.

Normal şartlarda total PSA 4 ng/ ml değerinin altında olmalıdır. Hatta bazen bu değeri 2.5 ‘a kadar indirenlerde vardır.

PSA , prostat kanserine özgün bir madde değildir. Başka patolojilerde de PSA artabillir. Ancak kan PSA düzeyi ne kadar yüksekse, kişinin prostat kanseri olma olasılığı da o denli yüksektir.


PSA yüksekliği değerli bir tanı metodu ise de tek başına kanser tanısı koymada yetersiz kalabilir ve diğer tanı metodları ile koordine edilmelidir.

 

PROSTAT KANSERİNDE TEDAVİ ALTERNATİFLERİ NELERDİR ?

* bekle – izle

* radikal prostatektomi : retropubik – perineal – laparoskopik

* radyoterapi : external – brakiterapi

* HIFU (high intensity focus ultrasound)

* hormonal tedavi : cerrahi kastrasyon – medikal kastrasyon

* kemoterapi

* kriyoterapi

Tedavi seçeneğinin belirlenmesinde en önemli kriterler ;

Hastanın genel durumu , PSA nın yüksekliği , Biopsideki hücre özelliği ( Gleason skoru ) ve Kanserin Evresi (stage) dir.

Ürolog , Medikal onkolog ve Radyasyon onkologu ekip anlayışıyla hastaya yaklaşmalı ve pek çok faktörü göz önüne alarak tedavi planını belirlemelidir.



MESANE


MESANE NEDİR, GÖREVİ NEDİR?

Mesane, böbrekler tarafından yapılan idrarı depolayan ve işemeyi sağlayan organdır.

 

MESANE KANSERİ SEBEBİ NEDİR ?

Sebebi genellikle belli değildir. Ancak SİGARA , BOYA SANAYİ ( orthoaminophenol ) ’inde uzun yıllar çalışma en sık sorumlu tutulan sebeplerdir.

 

MESANE KANSERİ TİPLERİ NELERDİR ?

Mesane kanserlerinin %98 i epitelyal ve bunlarında çoğu transizyonel hücreli (transitional cell carsinoma (TCC) ) karsinomlardır. Tüm mesane kanserlerinin %90 ı transizyonel hücreli karsinomlardır.

 

MESANE TÜMÖRÜ BELİRTİLERİ NELERDİR ?

Mesane kanserli hastaların %85-90 ‘ında kanlı idrar (hematüri) ilk gözlenen semptomdur. Hematüri genellikle ağrısızdır, gözle görülebilir ( makroskopik ) , mikroskobik, aralıklı veya sürekli olabilir. Bazı hastalarda sık sık idrara çıkma, idrarını yetiştirememe ve yanma gibi sistism belirtileri de  olabilir.
 

MESANE TÜMÖRÜ TANISINDA KULLANILAN RADYOLOJİK GÖRÜNTÜLEME TETKİKLERİ NELERDİR?

İntravenöz ürografi  ( IVP ) hematürinin tanımlanması için sıklıkla kullanılan bir tetkiktir.

Abdominal ultrasonografi   ( US ) , Bilgisayarlı tomografi ( CT ) ve Magnetik Rezonans tetkikleri (MRI ) de yine benzer şekilde mesane içinde yer işgal eden bir lezyonu gösterir.

 

MESANE TÜMÖRÜ BELİRLEYİCİLERİ OLARAK HANGİ TESTLER KULLANILMAKTADIR VE GÜVENİLİRLİKLERİ NEDİR?

tanı koyma anlamında özgünlükleri % 100 güvenilir değildir. BTA stat – BTA TRAK – NMP 22 gibi testler bugün piyasada değişik oranlarda kullanılmaktadır.

 

MESANE KANSERİNDE VEYA ŞÜPHESİNDE  KESİN TANI NASIL KONULUR?

Tanı için birçok görüntüleme tekniği kullanılmasına rağmen, sistoskopi ve biopsi ile KESİN TANI konulabilir.

 

MESANE KANSERİ EVRELERİ  NELERDİR?

YÜZEYEL (mesane duvarında derinleşmemiş) MESANE KANSERİ:

Burada tümörün ilk ameliyat sonrası yayılımının yüzeyel olduğu ve kas dokusuna kadar tümörün ilerlemememiş olduğu kastedilir. (stage 0 – 1)

 

İNVAZİV (mesane duvarında derinleşmiş) MESANE KANSERİ:

Burada tümörün ilk ameliyat sonrası yayılımının ilerlemiş olduğu , kas dokusuna ve hatta daha da ilerleyerek yağ tabakasına kadar tümörün ilerlemememiş olduğu kastedilir. (stage 2 – 3 - 4)

 

MESANE KANSERİNDE TEDAVİ NEDİR ?

YÜZEYEL (mesane duvarında derinleşmemiş) MESANE KANSERİ:

Hastalığın erken evrelerindeki tedavi yöntemi ; tümörün kapalı (endoskopik) tekniklerle bütünüyle çıkartılmasıdır TRANSÜRETRAL MESANE TÜMÖRÜ REZEKSİYONU (TUR BT).

 

Yüzeyel mesane tümörlerinde ilk operasyondan hemen sonra;

eğer tümör 2 cm den büyükse , birden fazlaysa ,  kötü yerleşimliyse , CIS mevcutsa veya üroloğun tecrübesine göre tam temizlenmemişse ve / veya nüks etme ihtimali yüksek gibiyse değişik kimyasal ajanlarla mesane 6 -8 haftalık dönemde haftada bir yıkanır (intravesical kemo-immuno terapi).

 

İNVAZİV (mesane duvarında derinleşmiş) MESANE KANSERİ:

Bu tip hastalarda ilk yapılan TUR BT operasyonu kesin tedaviyi sağlamaz ve ilave tedavi mutlaka düzenlenmelidir.Bu tedaviler::Radyoterapi, Radikal Sistektomi+Üriner Diversiyon-Parsiyel Sistektomi-Kemoterapidir

 

YÜZEYEL MESANE KANSERİNDE TAKİP NASIL DÜZENLENİLMEKTEDİR?

Tavsiye edilen kontrol endoskopi periodları ; ilk 2 sene için 3 ayda bir , sonraki 2 sene için 6 ayda bir ve sonrasında ise senede bir dir. Bu izlem periodunda hiç nüks olmaması esas alınmaktadır. Arada görülen her nüks ile izlem zamanları tekrar baştan başlar.

 

SİSTİT NEDİR, NASIL OLUŞMAKTADIR?

Sistit , idrar kesesi (mesane)’ nin enfeksiyonudur. Genellikle bir enfeksiyon ajanının idrarda çoğalıp mesane duvarını enfekte etmesi sonucu görülür.

 

SİSTİT BELİRTİLERİ NELERDİR?

Hastalarda çok sık idrara çıkma ( pollaküri ), idrar yaparken yanma (dizüri ) ve sızı (strangüri ) acil idrar yapma isteği ( urgency ) , geceleri idrara kalkma ( noktüri ) vardır. Bazen sızı idrar yaptıktan sonra olur ve birkaç damla kan  görülebilir. İdrar kanlı ( hematüri ) da olabilir.  Hastalar genellikle idrarlarının bulanık ve kötü koktuğunu söylerler. Gene birçok hastanın ağrılı cinsel ilişki (disparonea) şikayeti vardır.
Karında hassasiyet ve hatta küçük çocuklarda karın ağrısı , bulantı ve kusma da tabloya eşlik edebilir. ATEŞ genellikle YOKTUR.

 

NEDEN SİSTİT KADINLARDA ERKEKLERE ORANLA DAHA FAZLA GÖRÜLÜR

Kadınların idrar kanalları erkeklere oranla oldukça kısadır. Sistiti oluşturan mikrobik ajanlar koli basilleri (Echerchia Coli )  genellikle apış arasında bulunurlar ve kadınlarda kolaylıkla kısa idrar kanalından mesaneye ulaşırlar. Cinsel ilişki de bu bulaşmaya katkı sağlar.

 

NEDEN BAZI KADINLAR SIK SIK SİSTİT GEÇİRİR ?

Sistit için bazı risk faktörleri vardır. Bu faktörlere sahip kadınlar sistite yatkındırlar.

Genital hijyenin iyi olmaması, genital pH’nın 4.5 dan fazla olması ,vajinal enfeksiyonlar, gebelikten korunmak için diafram kullanmak, hamilelik, şeker hastalığı olması, kabızlık (konstipasyon ) , sıkı ve sentetik iç çamaşırı giymek, menopoz ve idrar yapmayı erteleme sistit için risk faktörleridir.

 

SİSTİTTEN KORUNMA YOLLARI NELERDİR?

Sistitten korunmak veya en azından sistit ataklarını seyretmek için ;

günde en az 1.5-2 lt sıvı almalısınız. Böylece varsa bakterileri mesanenizden uzaklaştırır veya üremesine engel olabilirsiniz.

İdrarınız geldiğinde bekletmemeli hemen tuvalete gitmeli ve temizliğinizi önden arkaya doğru yapmalısınız.

Özellikle sık sistite yakalanan bir kişi iseniz küvet kullanmamalı duş yapmalısınız.

İlişki öncesi ve sonrası genital bölgenizi mutlaka yıkamalı, ilişki sonrasında hemen idrar yapmalısınız.

Haftada 1 defa genital bölge temizliği için asiditesi ayarlanmış özel şampuanlarla vajinal temizliğinizi yapmalısınız.

Sıkı, dar pantolonlar ve sentetik iç çamaşırları yerine pamuklu çamaşır ve etek giymelisiniz.

 

SİSTİTDE TEDAVİ NASIL DÜZENLENİR?

Sistitlerin tedavisinde her zaman antibiyotik gerekmesede genellikle antibiyotikler ile tedavi edilir. İlaveten antikolinerjik ler , sıcak oturma banyoları , üriner analjezikler tedaviye ilave edilebilir.

 

KRONİK BAKTERİYEL SİSTİT NEDİR, TEDAVİSİ NASIL DÜZENLENİR?

1 yıl içinde 3 veya daha fazla sayıda tekrarlayan , arada asemptomatik bakteriüri devreleri gösteren mesane enfeksiyonudur. Tedavisinde ; Antibioterapi + idrarın asitleştirilmesi (asidifikasyonu) + uzun dönem baskılayıcı  (supresyon) antibiotik tedavisi özellikle nitofurantoin / TMP-SMZ içeren ilaçlarla yapılmalıdır.

 

NON-BAKTERİYEL SİSTİT TANIMI NE ANLAMA GELMEKTEDİR?

Klinik olarak sistit tablosu gösteren ancak kültürde bakteri üretilemeyen durumları ifade eder.

  • Allerjik sisitler

  • Gardnerella – Üreoplasma – Candida veya Herpes simplex ile olan enfeksiyonlar

  • Radyasyon sistiti veya kimyasal sistitler ( cyclofosfamid )



BÖBREK - ÜRETER


BASİT BÖBREK KİSTİ NEDİR ? HANGİ BELİRTİLERİ VERİR ?

Kistler içi sıvı dolu keseciklerdir. Vücudun değişik bölgelerinde izlenebilir; böbrek de bunlardan birisidir. Kistler, genelde hiç bir belirtiye yol açmayabileceği gibi;

  • Yüksek tansiyon

  • İltihap

  • Taş

  • Kanama

  • Böbrek yetmezliği  gibi sorunlara da yol açabilirler.

 

BASİT BÖBREK KİSTLERİNDE NE ZAMAN TEDAVİ GEREKMEKTEDİR ?

Genelde 10 cm çapına kadar belirgin bir problem yaratmaz. Dolayısı ile çok büyümediği sürece bu kistlerin tedavisi gerekmez.10 cm. nin üzerine çıktığında ise ve / veya  kistler, yüksek tansiyon, iltihap ve böbrek yetmezliğine neden olmuşsa tedavisi yapılır.

 

BASİT BÖBREK KİSTİNDE TEDAVİ NASIL DÜZENLENMEKTEDİR ?

Tedavide amaç ; kistin yarattığı bası etkisini ortadan kaldırmaktır.

Bunun için:

  • Perkütan ultrasonik aspirasyon : Burada ultrason rehberliğinde bir iğne ile girilerek kist sıvısı boşaltılır. Geçici ama zahmetsiz bir yöntemdir . Anestezi gerektirmez ve poliklinik şartlarında yapılabilir.

  • Cerrahi : Açık cerrahi veya laparoskopik tekniklerle kist çıkartılır. Kesin tedavi sağlar. Ancak hastanede yatmayı gerektirir, ameliyathane koşullarında ve anestezi altında yapılır.

 

BÖBREK ADENOMU NEDİR ,TEDAVİSİ NASIL YAPILIR ?

Böbreğin en sık görülen solid ve iyi huylu tümördür .  (%7-22). Adenomun  büyüklüğüyle orantılı olarak ( 3 cm nin üzerinde ) habisleşme (malignleşme) potansiyeli artar. Bu nedenle parsiyel yada radikal nefrektomi gerekebilir.

 

BÖBREK ANGİOMYOLİPOMU NEDİR,TEDAVİSİ NASIL YAPILIR ?

Böbreğin iyi huylu tümörüdür. Yağ, düz kas ve damardan zengin olan anjiomyolipom 6 cm nin üzerinde olduğunda ; intrarenal, perirenal kanamalar sonucu lomber ağrı, hematüri, hipertansiyon ve hemorajik şoka neden olabilir.  Problem yaratan durumlarda ; acil nefrektomi, parsiyel ya da nefron koruyucu nefrektomi veya embolizasyon yapılır.

 

EN SIK RASTLANAN BÖBREK HABİS TÜMÖRÜ NEDİR ?

Böbrek adenokanseri ; Renal Cell (hücreli ) Ca (kanser ) , Hipernefrom  veya Grawitz tümörü gibi isimlerle de anılır.  Bütün malign tümörlerin %3’ünü, böbrekteki malign  tümörlerinin de %86’sını oluşturur.

 

BÖBREK KANSERİNE YOL AÇAN SEBEPLER NELERDİR ?

Sebep kesin olarak belli olmamasına rağmen ; genetik faktörler ; gelişmiş ülkelerde yaşayanlarda (tanı yöntemlerinin daha kolaylıkla kullanılmasına bağlı olarak ) ; yağ ve  kolesterolden zengin beslenenlerde ; kadmium, asbest, petrokimya ve deri sanayisinde çalışanlarda ; siagara içenlerde böbrek kanseri riskinin daha yüksek olabileceği bildirilmiştir.

 

BÖBREK KANSERİ BELİRTİLERİ NELERDİR ?

Geç evrede ortaya çıkmakla birlikte 3 ana bulgusu vardır .

1. Hematüri  ( kanlı idrar yapma )  ,

2. Lomber ( bel )  ağrı ,

3. Kitle

Bunların dışında ; varikosel , hipertansiyon , halsizlik, kilo kaybı, anemi, ateş ve metastazlara ait semptomlar da yine ileri evrelerde görülebilmektedir.

 

BÖBREK KANSERİ TANISINDA HANGİ TETKİKLERDEN FAYDANILIR ?

Ultrasound: Solid ya da kistik böbrek tümörlerinin tanısında  tanı  değeri %90’dadır. İlk yapılması gereken tanı yöntemidir.

Ürografi (DÜSG-İVP):Böbrek konturlarında ve toplayıcı sistemde düzensizliği, ve parankim hasarı durumunda böbrek fonksiyon kaybını gösterebilir.

Bilgisayarlı Tomografi (CT): Tümörün lokal yayılımı, regional lenfadenopati ve renal ven ya da vena cavada tümör trombüsü, karaciğer  , dalak metastasları tanısı CT ile  mümkün olmaktadır.

 Renkli Doppler US ve Cavagrafi. CT’de saptanan şüpheli tümör trombüslerinde  yapılmalıdır.

 Renal Angiografi: Solid tümörlerin ayırıcı tanısında CT’nin yetersiz kaldığı olgularda uygulanabilir.

 

BÖBREK KANSERİNDE TEDAVİ SEÇENEKLERİ NELERDİR ?

Böbrek habis tümörlerinin tedavisinde 1. Cerrahi, 2. embolizasyon 3. immüno-terapi  seçenekleri mevcuttur.

 

BÖBREK KANSERİNDE UYGULANAN CERRAHİ TEKNİKLER NELERDİR ?

Teknik olarak açık cerrahi ve laparoskopik cerrahi teknikleriyle yapılabilmekte ve kendi içinde de tümörün cinsine , yerleşimine , büyüklüğüne , tek veya çift taraflı olmasına , hastanın genel durumuna ve sonuçta cerrahın tecrübesine göre ;

a. Radikal nefrektomi 

b. Nefron koruyucu cerrahi

(Kısmi ( partial)  nefrektomi veya tümör enükleasyonu (sadece tümörün çıkartılması ))   şeklinde yapılabilmektedir.

 

İLERİ EVRE BÖBREK KANSERİNDE TEDAVİ SEÇENEĞİ NEDİR ?

Radyoterapi:

Böbrek kanseri radyorezistandır  ( radyasyona dirençlidir ) . Ancak palyatif amaçlı uygulanabilir.

Kemoterapi:

Böbrek kanserine belirgin etkili olan tek yada kombine sitostatik ajan yoktur. Birçok kombine tedavi denenmişsede etkisi %5-10 oranında  ve kısa sürelidir.

İmmünoterapi: Son yıllarda interferon un tek başına veya interferon ile vinblastin ve interleukin kombinasyonu kullanılmakta fakat sonuçlar yüzgüldürücü değildir.

 

BÖBREK KANSERİNDE YAŞAM BEKLENTİSİ NEDİR ?

Erken evrelerde 5 sene için % 90 -100 iken , ileri evrelerde bu oran % 20’ lere kadar düşmektedir .

Bu sebeple;

rutin check – up’ların (tüm batı ultarsonografilerinin) önemi çok açıktır. Hastalık ne kadar erken tanınırsa tedavisi o kadar kolay ve başarılı olabilmektedir.

 

BÖBREK TOPLAYICI SİSTEM VE ÜRETER TÜMÖRLERİ SEBEPLERİ NELERDİR ?

Kesin sebebi belli olmamakla birlikte;

Sigara kullanımı – fenasetin gibi bazı ağrı kesicilerin uzun süre kulanımı – siklofosfamid denilen kemoteraide kullanılan bir ilacın uzun süre kullanımı – kronik idrar yolları infeksiyonu – uzun süre tedavisiz bırakılan taşlar – idrar yollarında tıkanıklığa (obstrüksiyon) yol açan hastalıklar  – Balkan nefropatisi sorumluları arasındadır.

  

BÖBREK TOPLAYICI SİSTEM VE ÜRETER TÜMÖRLERİ BELİRTİLERİ NELERDİR ?

% 80 AĞRISIZ MAKROSKOPİK (gözle görülebilen )  HEMATÜRİ (idrarda kanama ) 

Batın da ağrı – zayıflama – Bulantı / Kusma – Anemi gibi kanserin cinsine özgün olmayan ( Nonspesifik)  bulgulara da rastlanabilir.

 

BÖBREK TOPLAYICI SİSTEM VE ÜRETER TÜMÖRLERİNDE TANI NASIL KONULUR ?

Tüm ağrısız hematürilerde aksi ispatlanana kadar altında bir tümöral hadise vardır endişesiyle yaklaşmak gerekir.

 

Önce Ultrasonografi (US) ve / veya Ürografi (IVP)  yapılmalıdır. 

US : Renal pelvis içinde bir kitleyi gösterebilir veya üreterdeki bir kitle nedeniyle üst tarafta genişlemeye ait görüntüler alınabiilir.

IVP : Böbrekte dolum defekti ve işlevin olmaması ( nonfonksiyon ) gösterebilir.

Bilgisyarlı Tomografi (CT) : Hem böbrek pelvisi hem de üreterdeki kitleyi gösterebildiği gibi etraf dokulardaki metastazlarıda gösterebildiği için tercih edilmesi gereken bir tetkik yöntemidir.

ÜRETEROSKOPİ de diğer tetkiklerle sebebi saptanamayan kanamalarda üreterin içini daha net görmek için yapılabilecek bir tetkiktir.

Ayrıca : Retrograd piyelografi – sitoloji ve  sistoskopi de yapılabilir.

 

BÖBREK TOPLAYICI SİSTEM VE ÜRETER TÜMÖRLERİNDE TEDAVİ NEDİR ?

Nefroüreterektomi (böbrek + üreter + mesaneden üreterin girdiği alanın çıkartılması)

ideal tedavidir. Bu işlem açık cerrahiyle yapılabildiği gibi Laparoskopik olarak da yapılabilmektedir.

 

Düşük grade ve stage’li tm lerde konservatif (tutucu – organ koruyucu) yaklaşımlar (Endoskopik rezeksiyon – tm. eksizyonu ve üretere end to end anastamoz veya neosistostomi gibi) denenebilir. Metastatik vakalarda Kemoterapi  ve / veya Radyoterapi  denenebilir.

 

AKUT PİYELONEFRİT   NEDİR ? ETKENLERİ NEDİR  ?

Böbrek pelvisini ve parankimini tutan enfeksiyöz ve enflamatuar bir hastalıktır. En sık enfeksiyona neden olan etkenler Ech. coli, proteus ve klebsiella türleridir.

 

AKUT PİYELONEFRİT OLUŞUMUNA ZEMİN HAZIRLAYAN SEBEPLER NELERDİR ?

 Hazırlayıcı faktörler ; arasında üriner sistem anomalileri, obstrüksiyonlar (tıkanmalar ) , üriner sistem taşları, diabet (şeker hastalığı ) ve hiperürisemi (kanda ürenin yükseldiği durumlar ) gibi metabolik bozukluklar, gebelik, ağrı kesici ilaç alışkanlığı ve üriner sistemdeki yabancı cisimler (kateter, stent gibi) sayılabilir.

 

AKUT PİYELONEFRİT BELİRTİLERİ VE BULGULARI NELERDİR ?

Akut pyelonefrit, alevli seyreden bir hastalıktır. Halsizlikle birlikte akut hastalık tablosu vardır. Genel durum bozukluğu görülebilir. Ateş, titreme ile 38 oC’nin üzerine çıkar. Kostovertebral (böğürde) bölgede künt özellikte sürekli ağrı vardır ve muayenede bu bölgede duyarlılık saptanır. Bu tabloya bulantı ve kusma eşlik eder. Hatta abdominal distansiyon (karında gerginlik – şişkinlik ) , rebound hassasiyet, barsak seslerinde azalma ve subileus belirtileri görülebilir. Hastalarda aynı zamanda idrarla ilgili yakınmalar ve pyuri (idrar tahlilinde bol lökosit) vardır.

 

AKUT PİYELONEFRİTTE TEDAVİ NASIL YAPILIR ?

Hastalık tablosu genellikle ciddidir, hospitalizasyon ve yatak istirahati gerekir. Hastadan hemen kan ve idrar örnekleri alınır. Zaman gecirmeden parenteral sıvı ve ampirik antibiyotik tedavisine başlanmalıdır. başlanan tedaviye en az 1 hafta ve ateş düştükten 3 gün sonrasına kadar parenteral olarak devam edilir. Ardından 2 hafta daha oral antibiyotik tedavisi verilmelidir. Bu sırada komplike edici faktörlerden şüpheleniliyorsa, bunlar araştırılıp tedavi edilmelidir.

 

KRONİK PİYELONEFRİT TANIMI NE ANLAMA GELMEKTEDİR ?

EN SIK SEBEBİ NEDİR ?

Kronik pyelonefrit, genellikle çocuklukta edinilip erişkinliğe taşınan bir hastalıktır. İmmatür (gelişimini tamamlamamış) ve gelişmekte olan böbrekler etkilenir . Böbreğin  özellikle polar (üst veya alt kutup ) bölgelerinde skar (hasra – nedbe ) oluşur. Parankimdeki skar kaliksi de çekerek yapısını bozar ve dilate (genişletir) eder. Çocuklukta en sık neden reflüdür.

 

KRONİK PİYELONEFRİT BELİRTİLERİ NELERDİR ?

Akut enfeksiyon ataklarıyla  seyredebilir. Akut fazda ateş ve akut pyelonefrite benzer tablo görülür. Akut enfeksiyon yoksa genellikle az semptomludur.

 

KRONİK PİYELONEFRİT TEDAVİSİ NEDİR ?

Tedavi:
Spesifik tedavi:
1. Medikal:

Üriner sistem enfeksiyonlarının eradikasyonu ve önlenmesi, gerekirse uzun süreli baskılayıcı antibiyotik tedavisi medikal tedavinin ana hatlarını oluşturur.
2. Cerrahi:

Anatomik bozukluklar, obstrüksiyonlar, taşlar, yüksek grade'li reflü veya medikal tedaviye cevapsız reflü, hipertansiyon (ilaçlara dirençli, tek taraflı atrofik pyelonefritli) gibi nedenler cerrahi tedavi gerektirir.

Cerrahi tedavide, öncelikle patolojiyi ortadan kaldırmaya yönelik girişimler seçilir. Bu olanaksızsa nefrektomi düşünülebilir.


Genel önlemler: Hastanın yakın takibi, üriner enfeksiyonların kontrolü, komplikasyonların erken tanı ve tedavisi önemlidir. Hasta, yeterli sıvı almalıdır.



ÜRETRA HASTALIKLARI


ÜRETRA DARLIĞI NEDİR ?

Üretral darlık, idrar torbasından idrarın vücut dışına atılmasını sağlayan kanalın işlevini tam göremeyecek kadar dar olmasıdır.

 

ÜRETRA DARLIĞININ NEDENLERİ NELERDİR ?

Üretra darlığı travma, geçirilmiş iltihabi hastalıklar, bazı ameliyatlar ve düzgün olmayan üretral girişimler sonucu gelişen nedbe dokusuna bağlı olarak ortaya çıkar.

 

ÜRETRA DARLIĞINA YOL AÇAN RİSK FAKTÖRLERİ NELERDİR ?

Cinsel yolla bulaşan hastalık (tekrarlayan üretritler)
Kasık bölgesine isabet eden travmalar
Üretraya takılan her türlü aletli müdahale (sonda, sistoskopi)
Doğumsal anomaliler (Kızlarda üretra ucunda darlık, erkek çocuklarda üretra başlangıcında kapakçık)

 

ÜRETRA DARLIĞI HASTALARINDA NE GİBİ YAKINMALAR GELİŞİR ?

İdrada incelme, idrar debisinde azalma, idrarda yanma, idrarını tam boşaltamama

 

ÜRETRA DARLIĞINDAN ŞÜPHELİNİLEN HASTALARA NE GİBİ İNCELEMELER YAPILIR ?

Muayenede; idrar akımının zayıfladığı, iltihabi akıntı, hassas ve kızarık penis tespit edilebilir.
Hastalara üroflovmetri adı verilen, bilgisayar kontrollü işeme ölçümü yapılır ve işeme sonu idrar torbasında kalan idrar miktarı ölçülür.
Tam idrar analizi, idrar kültürü, şüpheli durumlarda cinsel yolla bulaşan hastalık testleri yapılır.
Sistoskopla idrar kanalı komple gözle görülerek darlık bölgesi anlaşılır.
İlaçlı idrar kanalı röntgeni çekilerek de darlık tespit edilebilir.

ÜRETRA DARLIĞI TEDAVİSİNDE NELER YAPILIR ?

Üretra darlığının tedavisi endoskopik olarak darlık bölgesinin gözle görülmesi ve anestezi altında soğuk bıçakla kesilerek, darlığın genişletilmesi esasına dayanır. Bunun için başka kesi enerji teknikleride kullanılabilir. Prensip aynıdır. Hastalarda sonda biraz uzun tutulur ve en az 3 sene süre ile genişletme işlemleri için hastalar önceleri ayda 1 daha sonraları 2-3 ayda 1 kontrollere çağrılırlar. Aksi takdirde yapılan genişletme işlemi başarısız olur. Tümüyle kapanma veya kopma durumunda ise açık ameliyatla idrar kanalı yeniden yapılır.

 

ÜRETRA DARLIĞI İLE KARIŞABİLEN DURUMLAR NELERDİR ?

Yaşlanmayla birlikte kadınlarda östrojen eksikliğine bağlı olarak idrar yapma güçlüğü gelişir ve çoğunlukla ihmal edilir. Yaşlı kadınlarda bu olay idrar kaçırma sorununa da neden olabilir. Üretral divertikül veya karankül açısından düzgün jinekolojik muayene ve hormonal tetkikler gerekir .

Yaşlanan erkeklerde ise üretra darlıkları büyüyen prostat bezi hastalıklarıyla karışabilir dikkatli ürolojik muayene gerekir.

 

ÜRETRA DARLIĞINDAN KORUNMAK İÇİN ÖNERİLER NELERDİR ?

Şüpheli cinsel ilişkiden uzak durulmalı veya gerekli korunma yöntemlerine riayet edilmelidir.
Darlık erkenden fark edilip, en kısa sürede tedavi edilmelidir.
Normalde idrar akımı en az yarım metre ileriye olmalı ve idrar tam olarak boşaltılabilmelidir.



ENFEKSİYONLAR


GONOKOKAL ÜRETRİT, (BEL SOĞUKLUĞU) ETKENİ NEDİR, NASIL BULAŞIR, BELİRTİLERİ NELERDİR ?

Gonokokal üretritin etkeni, gram-negatif bir diplokok olan Neisseria gonorrhoeae’dir. Gonokokal üretritlerin en sık görülme nedeni cinsel ilişkidir. Bir erkek için, enfekte partner ile tek bir ilişki sonucu bulaşma riski yaklaşık %17-20, buna karşın enfekte erkekten dişiye bulaşma olasılığı %80 dir. Taşıyıcı veya hasta partner ile cinsel ilişki sayısı arttıkça risk de artar. Vajinal ilişki olmaksızın salgılarla bulaşan vakalar da bildirilmiştir.

Semptom ve Bulgular
* idrar yaparken yanma
* üretral akıntı (Akıntı genelde iltihaplı, sarı-kahverengi görünümde ve çok boldur)


GONOKOKAL ÜRETRİT,(BEL SOĞUKLUĞU) TANISI NASIL KONULUR ?

Hasta idrarını yaptıktan 1-4 saat sonra, özel kültür çubuğu üretraya 2-4 cm. kadar sokulup çevrilir. Örneklerden gram boyama ve kültür ortamına ekim yapılır. Gerekirse 2 ayrı örnek toplanır. Gram boyamada gram-negatif diplokoklar görülür. %95 oranında doğru tanı konulabilir.

 

BELSOĞUKLUĞU TEDAVİ EDİLMEZ İSE HANGİ TÜR KOMPLİKASYONLARA YOL AÇABİLİR?ENFEKSİYON ETKENLERİNDEN NASIL KORUNULMALIDIR ?

Gerekli tedavi yapılmadığı takdirde

* Periüretritis, periüretral apse
* üretral darlık,
* prostatit, prostat apsesi, epididimit, proktit, ve artrit görülebilir.

 

Gonore, düzenli olarak kondom (prezervatif) ve ilişkisi sonrası antibiyotik kullanımı, vajen içi antiseptik veya antibiyotik uygulaması ile önlenebilir.

 

NONGONOKOKAL ÜRETRİT ETKENİ NEDİR,BELİRTİLERİ NEDİR?TEDAVİSİ NASIL YAPILIR ?

Üretrit varlığı halinde kültür veya gram boyama ile N. gonorrhoeae gösterilemediğinde, nongonokokal üretrit tanısı konulur.
En önemli ve tehlikeli ajan Chlamydia trachomatis tir. NGU li erkeklerin %25-60 ında ve gonoreli erkeklerin %4-35 inde üretrada gösterilebilir. Klamidyal enfeksiyonların %50 sinde herhangi bir bulgu yoktur ancak taşıyıcıdırlar.
Hastaların %20-50 sinde Ureaplasma urealyticum NGU etkenidir.
Belirtiler :
* üretral akıntı, (akıntı genellikle az miktarda, ince ve mukoid özelliktedir)
* dizüri (idrar yaparken yanma ) ve üretral (idraryolunda) kaşıntı ve batma hissi’dir.

Tedavi
Tetracycline , doxycycline veya erythromycin kullanılabilir.
NGUten korunma, gonoredeki gibi prezervatif ve vaginal spermisit kullanımı ile sınırlıdır. Hastanın seksüel partnerlerinin birlikte tedavisi çok önemlidir.

TRİKOMANİAZİS ETKENİ NEDİR , BULGULARI NELERDİR? TEDAVİSİ NASIL YAPILIR ?

Hastalığa Trichomonas vaginalis neden olur Görülme sıklığı %2 dir. Kadın ve erkeklerde en sık 15-40 yaşlarında görülür. Cinsel ilişkiyle bulaşır ve enfekte kadınların erkek partnerlerinde %14-60 oranında, enfekte erkeklerin kadın partnerlerinde ise % 67-100 oranında bulunmuştur. Erkeklerde çoğu zaman bulgusuz seyreder.
Tedavi başarıyla sonuçlanana kadar prezervatif kullanılması gerekir. Hastaya ve partnerine metronidazole verilir. Tedaviye hemen yanıt alınır. Partnerlerin ciddiyetle tedavisi çok önemlidir.
 

ŞANKROİD ( ULCUS MOLLE, YUMUŞAK ŞANKR )NEDİR,BULGULARI NELERDİR? TEDAVİSİ NASIL YAPILIR ?

Haemophilus ducreyi tarafından oluşturulur.
Cinsel ilişkiden birkaç gün sonra görülen papül, şankroidin ilk belirtisidir. Sonra, tek veya birden fazla, kirli görünüşlü, ağrılı şankroid ülserler ortaya çıkar. Genellikle iltihaplı akıntı yaparlar. Hastalarda ateş, baş ağrısı ve halsizlik vardır.
Tedavi edilmeyen ülserler yavaşça büyür, patlar ve diğerleriyle birleşirler. Ağrılı kasık enflamasyonu, lenfatik obstrüksiyona neden olur ve genital lenfödem, ileri evrede ise elefantiyazis gelişir.
Tedavi
Azithromycin 1 g. tek doz, erythromycin 500 mg. 4x1 7 gün, ceftriaxone 250 mg. tek doz kullanılabilir

SİFİLİZ(FRENGİ )NEDİR? BELİRTİLERİ NEDİR VE TEDAVİSİ NASIL YAPILIR ?

Sifiliz ( frengi ), Treponema pallidum adlı spiroket tarafından oluşturulur. T. pallidum cilt ve mukuza yoluyla vücuda girer ve cinsel ilişkiden 2-4 hafta sonra peniste ağrısız şankr (zımbayle delinmiş görünümlü bir yara ) gelişir. Tedavi verilmezse lezyon kendiliğinden yavaşça iyileşir. Hastalık 2 nci safhaya geçer İnguinal bölgede tek ya da iki taraflı, birbirinden ayrı, ağrısız lenfadenopatiler ( lenf bezi şişmesi ) bulunabilir. Ürolojik komplikasyonlar nadirdir ve hastalığın 3 üncü safhasında görülür. Bunlar arasında testis gomları ve nörosifilizde görülen nörojenik mesane sayılabilir.
Erken sifilizli hastalara penisilin G verilir. Penisilin allerjisi olanlara doxycycline veya tetracyclin verilir.

LYMPHOGRANULOMA VENEREUM  NEDİR?BULGULARI NELERDİR?TEDAVİSİ NASIL YAPILIR ?

Chlamidya Trachomatis etkendir. Genital lezyon, lenfadenit ve rektal darlıklar görülebilir. Cinsel temastan 5-21 gün sonra bir papül veya püstül belirir. Genital lezyon küçüktür ve genellikle gözden kaçar. Kültürde C. trachomatis üremesi tanı koydurur. Tedavi: Doxycycline, 100 mg. 2x1, 3 hafta süreyle kullanılır.
 

GRANULOMA INGUINALE NEDİR?BULGULARI NELERDİR? TEDAVİSİ NASIL YAPILIR ?

Etkeni Calymmatobacterium granulomatis (Donovan basili) ve inkubasyon periyodu 2-3 aydır.

Klinik Bulgular
Papül ilk belirtidir. Bundan, çevre ciltten kabarık, tabanı eritemli ve hemorajik sekresyon içiren, sert, endüre, ağrısız bir ülser oluşur. Boyanmış smirde Donovan cisimlerinin görülmesi tanı koydurucudur
Tedavi
Tetracycline 500 mg. 4x1 veya trimethoprim-sulfamethoxazole (160/800 mg. tablet) 2x1 lezyonlar iyileşene kadar uygulanır.

CONDİLOMA ACUMİNATA (GENİTALSİĞİL =WART) NEDİR?TEDAVİSİ NASIL YAPILIR ?

HPV ( insan papiloma virüsü ) tarafından oluşur. Kuluçka süresi 1 – 2 ayı bulabilir.Tanı çok kolay olup lezyonun görülmesiyle konur.

Tedavide lezyonun yerleşimi , büyüklüğü , adedi gibi etmenler önemlidir.

Topikal kremler : Podophylin – imiquimod kremler , trichlorasetik asid kullanılabilir.

Kriyoterapi : Ağrısız bir şekilde birkaç seansta lezyonlar  tahrip edilebilir.

Cerrahi : Lezyonların tek tek komple çıkartılması ve dibinin yakılması en etkin tedavidir. Lokal anesteziyleofis şartlarında yapılabilir.

* üretral siğilleri ise endoskopik olarak yakmak mümkündür.

 

TÜBERKÜLOZ İDRAR YOLLARINI ETKİLEYEBİLİR Mİ VE NASILGELİŞİR?HANGİ TİP BELİRTİLER GÖSTERİR?

Genitoüriner tüberküloz yavaş ilerleyen bir hastalıktır ve genellikle primer (birincil) akciğer enfeksiyondan 15-20 yıl sonra ortaya çıkar. Pollakiüri ( sık idrar çıkma ), urgency (acil işemeisteği ), nokturi ( gece idrra kalkma ), dizüri ( idrarın yanması ) görülebilir. %50 hastada makroskobik hematüri (gözle görülür idrar kanaması )  vardır. Bu semptomlar hastalık ileri evreye ulaşana kadar görülmeyebilir, hatta hastalar asemptomatik olabilir. Ağrı olması, ileri hastalığın göstergesidir. Çoğu belirtiler, basillerin mesaneye yayılmasıyla bağlantılıdır. Genitoüriner Tüberküloz İçin Bazı Klinik Bulgular

·      Steril pyüri

·      Geceleri ağrısız ve sık sık idrar yapma

·      Vücudun başka bir yerinde geçirilmiş veya aktif tüberküloz

·      Nedeni açıklanamayan hematüri

·      Antibiyotiklere cevap vermeyen kronik sistit.

·      Epididimde nodülaritenin bulunduğu kronik epididimit ve/veya ductus deferensin kalın olması ya da tespih taneleri şeklinde oluşumların palpe edilmesi

·      Küçülmüş nodüler prostat

·      Seminal veziküllerde sertleşme

·      Belli belirsiz böğür ağrıları / renal kolik

Kronik akıntının bulunduğu skrotal sinüsler

 

GENİTOÜRİNER TÜBERKÜLOZ TANISI NASIL KONULUR? TEDAVİ NASIL PLANLANIR?

·      Tanıdaki standart test intravenöz pyelografidir  (IVP) ve hastaların %93’ünde anormal bulgu verir. Sistoskopide, genellikle üreter orifislerinin çevresine yerleşmiş 3 mm.’den küçük ülser ve nodüller görülebilir. Tedavi antitüberküloz ilaçların Isoniazid (INH),.Ethambutol, Rifampin, Streptomycin, Pyrazinamide değişik kombinasyonları ile 9 ay süre ile devam ettirilmektedir.

 

ORŞİT, EPİDİDİMORŞİT NEDİR? NASIL OLUŞUR, BELİRTİLERİ NELERDİR ?

Orşit, testislerin, Epididimit ise epididimin iltihaplanmasıdır. Genellikle  ikisi beraber  gelişir. Enfeksiyonlar en önemli etkenidir.

Kabakulak geçiren çocukların %20’sinde etken virüs  kan yolu ile testise yerleşebilmektedir .

Bakteriyel enfeksiyon: Üriner enfeksiyon , vas deferens yolu ile bazı durumlarda testise gelip yerleşebilmektedir

Prostat ve üretral enfeksiyonlar vas deferens yolu ile testise yerleşebilir.. Seks yolu ile bulaşan enfeksiyonlar Chlamidya ve Gonore en sık etkendir.

Prostat ve üretra operasyonları sonucu da  yeterli antibiyotik tedavisi uygulanmadığında mikroorganizmaların testise yerleşmesi mümkün olabilmektedir

Vücud içerisinde bazı mikroplar örneğin tüberküloz basili nadir de olsa kan yolu ile testise gelip yerleşebilmektedir.    

 

ORŞİT, EPİDİDİMORŞİT, TEDAVİSİ NASIL YAPILMAKTADIR ?

Etkene göre yapılmalıdır. Viral kaynaklıysa ; istirahat ve ağrı kesiciler, bakteriyel kaynaklıysa uygun antibiotik ve yukarıda sayılanlar yapılmalıdır. Tüberküloza bağlı bir enfeksiyonda ise verem hastalığına özgün tedaviler kullanılmalıdır.


TAŞLAR


ÜRİNER SİSTEM TAŞ TİPLERİ NELERDİR ?

Kimyasal yapılarına göre;

CaOxalat -CaFosfat  - Strüvit ( Mg- Amonyum – Fosfat ) - Ürik asid - Sistin - Xantin

 

Radyoopasitelerine göre taşlar: (direkt röntgende görülebilirlilikleri)

 

CaFosfat – CaOxalat – Strüvit  (radyoopakt)

Sistin (semiopakt)

Ürik asid – xantin (non opakt)

 

İDRARA YOLU TAŞLARINDA BULGU VE BELİRTİLER NELERDİR ?

A. Ağrı:

Böbrek ve idrar yollarının taş sancısına renal kolik adı verilir. Kolik ağrılarının özelliği çok şiddetli olması ve bir süre sonra azalması ancak yine bir süre sonra tekrarlamasıdır.. (Renal kalkülü olan hastalar da ağrı üriner obstrüksiyona bağlıdır.)

 

B. Hematüri (kanlı idrar yapma):

Hastalar genellikle ağrıya eşlik eden intermittan gross hemtüri veya arasıra çay renginde idrarla ( eski kanama ) başvururlar. Çoğu hastada en azından mikroskopik hematüri oluşur

 

C. Enfeksiyon:

MgNH4PO4 taşları demek infeksiyon taşları demektir. Proteus, pseudomonas, providencia,klebsiella ve sta. Enf’la birliktedir. Bütün taşlar obstruksiyon ve staza ikincil olarak enfeksiyonla birlikte olabilirler. İdrar  Kültüründeki mikroba karşı spesifik antibiotikler yapılacak elektif işlemlerden önce verilmelidir.

 

AĞRI ÜRİNER SİSTEM TAŞLARIN YERİ HAKKINDA BİLGİ VEREBİLİR Mİ ?

Böbrek Pelvis :

1 cm den büyük renal pelvis taşları üretere geçişte tıkanmaya neden olacağı için şiddetli ağrı oluşturur. Ağrı böğür (flank) bölgesine (KVA) ve aynı taraf üst abdomene (karın) yayılır.

 

Üst ve Orta Üreter:

Üst üreter Taşları lomber (bel ) bölge ve flank’e yayılan ağrıya neden olurken, orta bölüm taşları karnın orta  ve alt bölümünde ağrıya yol açar.

Distal (alt ) Üreter:

Alt üreter taşları erkekte testise ve kasığa, kadında genital organın dış dudaklarına (labia majora)  yansıyan ağrıya neden olur.

İntralüminal ( mesaneni içinde seyreden üreter kısmı ) üreterdeki taşlar sistit, prostatit, üretrit, penis ucunda ağrı, frequency, urgency, dizüri, strangüri veya gross hematüri gibi sistizm semptomlarına yol açarak bu organların hastalıklarını taklit edebilir.

 

ÜRİNER SİSTEM TAŞ OLUŞUMUNDA RİSK FAKTÖRLERİ NELERDİR ?

1. Sosyoekonomik Faktörler:

Endüstriyel ülkelerde renal taş hastalığına daha sık rastlanır.

2. Diyet :

Doymuş, doymamış yağ asidleri, hayvansal proteinler artıp ; lifler, sebze proteini ve rafine edilmemiş karbonhidrat  taş insidansını azaltabilir.

3. Meslek:

Dehidratasyona ( susuz kalmaya ) neden olabilen yüksek ısıda çalışanlarda ve fiziksel aktivitesi az olan işlerde çalışanlarda insidans artar.

4. İklim:

Sıcak iklim; özellikle Ürik asid taş insidansını (ihtimalini )  artıran dehidratasyona yol açabilir. Sıcak iklim aynı zamanda insanları daha fazla morötesi ışına maruz kalma ve vitD3 artışışına yol açar.Bu da barsaklardan Ca emilimini arttırır.

5. Aile Öyküsü:

Ailesinde taş  öyküsü olanlarda üriner taş insidansı artar. Aile öyküsü bulunanlarda insidans olmayanlara göre 2 kat fazladır.

7. İlaç:

Anti hipertansif (triamteren) , Antaasid ( silika içeren) , Karbonik anhidraz inhibitörleri kullananlarda taş oluşma ihtimali artar.

 

ÜRİNER SİSTEM TAŞ HASTALIĞINDA TANI NASIL KONULUR ?

Fizik Muayene:

Renal kolikte ağrı şiddetlidir ve hasta postür (pozisyon ) değiştirerek ağrıyı azaltmaya çalışır. Sistemik bulgular taşikardi ( nabız sayısında artma ) , terleme ve bulantıdır. Bel bölgesine yapılan darbe şeklindeki muayenede çok şiddetli ağrı oluşur. 

 

Tam idrar tahlilinde;

makroskopik ( gözle görülür ) veya mikroskopik hematüri ( kanama ) , infeksiyona ait bulgu olan lökositlerde artma ve halk arasında kum olarak söylenen kristallere rastlanabilir.

 

Radyoloji

Taş veya benzeri şikayetle gelen her hastaya idrar tahlili yaptırdıktan sonra ilk olarak direkt üriner sistem grafisi ( DUS) çekilmeli ve ayırıcı tanıyıda dikkate alarak tüm batın ultrasonografisi (US) yapılmalıdır.  Bu iki tetkikle tam tanı konulamıyorsa ; boyalı maddeleri damardan vererek çekilen Ürografi ( IVP ) veya boyalı veya boyasız Bilgisayarlı Tomografi (CT) den faydalanılır.

 

ÜRİNER SİSTEM TAŞ HASTALIĞINDA ENDOSKOPİK CERRAHİ TEDAVİ ALTERNATİFLERİ NELERDİR ?

Perkütan nefrolitotomi – litotripsi ( böbrekteki taşın kapalı sistemle kırılması ve çıkartılması)

- Üreteroskopik litotripsi ( üreterdeki taşın kapalı sistemle kırılması ve çıkartılması)

- Sistolapaksi ( mesanedeki taşın kapalı sistemle kırılması ve çıkartılması)  

Bütün endoskopik sistemlerde amaç minimal invaziv bir şekilde hastaya yaklaşmak ve olabilecek en kolay yolla hastanın problemini halletmektir. Burada giriş yolu neresi olursa olsun ( böbrek için böğürden küçük bir cilt kesisiyle veya mesane ve üreter için idrar yolu dış ağızı (üretra) ) kullanılan kırma enerjileri aynı olup (ultrasonik – elekrohidrolik – pnömotik – laser) aletlerde (sistoskop – üreteroskop – nefroskop) değişik ebatlarda olmak üzere oldukça benzer yapıdaki endoskoplardır.

 

ESWL NEDİR ? NASIL UYGULANIR ?

Tedavideki amaç odaklanan şok dalgalarının vucüttan geçip taşın üzerine geldiğinde onu fargmanlara ( küçük parçalara ) ayırmasıdır. Ortalama yarım saat kadar süren seanslarda 1000 – 4000 kadar şok dalgası atışı yapılır ve hastaların büyük çoğunluğu AGRI HİSSETMEZ Bazı hastalarda kişinin hassasiyetine bağlı olarak veya taşın büyüklük ve yerine göre taş kırılması esnasında ağrı oluşabilir, bu gibi durumlarda bile hastanın bayıltılmasına ve narkoz verilmesine gerek yoktur. Kas içine yapılacak ağrı kesici iğne yeterli olacak ve kırma işlemi yapılabilecektir.

Taş kırma tedavisi sırasında hasta kendindedir ve etrafındaki insanlarla konuşabilir. Taş kırma işlemi muayenehane veya poliklinik şartlarında yapıldığı için iş gücü kaybına yol açmaz . Kırma işleminin bitiminde hasta kendisi kalkıp giyinerek işine devam edebilecektir. Birinci kırma seansından sonra hekim hastasına bol su içmesini ve bol hareket etmesini öğütler. Daha sonra yaklaşık 3 gün ile 1 hafta sonrasında hasta kontrole çağırılır. Bu bir haftalık süreçte kişiye idrarını yaparken gözlemesi ve kum gibi parçacıklar dökeceği söylenir. Bu sürede hastanın ağrısı olması çok doğaldır. Şiddetli ağrı olduğunda lokal sıcak su tatbikatı ( termofor – buyot )  veya banyo küvetinin içine girip oturma hastaları rahatlatacaktır. Yine ağrı geçmezse ağrı kesici iğne veya fitil hekim kontrolünde yapılır.

 

ESWL UYGULANMASININ  YAN ETKİLERİ VAR MIDIR ?

Usülüne uygun yapıldığında ESWL’nin pek komplikasyonu yoktur . Nadiren böbrekte kanama , ciltte kızarıklık , hipertansyon krizi ‘ne yol açabilir.  Kısa dönemde ortaya çıkan böbrek fonksiyon değişiklikleri tamamiyle geçicidir. Kalıcı böbrek hasarı yapmaz. Güvenilir bir tekniktir. Hamilelerde uygulanmamalıdır.

 

ÜRİNER SİSTEM TAŞ HASTALIĞINDA AÇIK CERRAHİ UYGULAMALARI NELERDİR ?

Başlıca açık cerrahi metodları;

pyelolitotomi (böbrek taşlarının pelvis renalisten alınması),

nefrolitotomi (böbrek taşlarının böbrek parankimi açılarak çıkartılması),

üreterolitotomi (üreterden taş alınması),

sistolitotomi (Mesaneden Taş Çıkartılması)

 

 

ÜRİNER SİSTEM TAŞ HASTALIĞINDA KORUNMA METODLARI NELERDİR ?

KORUYUCU TEDAVİDE DOĞRULAR  !!!

HASTA GÜNDE EN AZ 2 LT SIVI ALMALIDIR

HİÇ BİR GIDAYIO AŞIRI ŞEKİLDE TÜKETMEMELİDİR

BOL HAREKET ETMELİDİR

AŞIRI YENİLMEMMESİ GEREKEN GIDALAR

                        SÜT VE SÜT ÜRÜNNLERİ

                        FINDIK FISTIK GİBİ KURU YEMİŞLER

                        ÇİKOLATA

                        ÇİLEK

                        KOLALI İÇECEKLER

                        ÇAY-KAHVE

Korunma metodlarına dikkat etmeyenlerde  5 yılda %50 nüks (yeniden taş oluşumu) görülür.

İNKONTİNANS


ÜRİNER İNKONTİNANS TANIMI NE ANLAMA GELMEKTEDİR? HANGİ TİPLERİ BULUNMAKTADIR ?

Üriner inkontinans; idrarın istemsiz olarak kaçırılması şeklinde tanımlanabilir

İnkontinanslar birçok değişik şekilde sınıflanabilir , ancak ayırım kolaylığı açısından en pratik sınıflama şöyledir :

 

GERÇEK STRES İNKONTİNANS (GSI)

Urge inkontinans

Nöropatik inkontinans

Konjenital inkontinans

Paradoksal veya overflow inkontinans

Post travmatik veya iatrojenik inkontinans

Fistülöz inkontinans

 

İNKONTİNANSLAR İÇİNDE EN SIK KARŞIMIZA ÇIKAN FORMLAR GSI, URGE INKONTİNANS VE MİXT TİP DENİLEN İKİ DURUMUN BİRLİKTELİĞİDİR.

 

STRESS İNKONTİNANS TANIMI NEDİR ? EN ÇOK KİMLERDE GÖRÜLÜR?BELİRTİLERİ NELERDİR ?

GSI in fizyopatolojisi için  bir çok teori öne sürülmüştür.

Bu gün için en çok kabul gören görüş ise şöyledir: Üretranın hatalı pozisyonu dolayısıyla stres esnasında ( ıkınma vs ) üretraya intikal etmesi gereken basıncın yeterice doğru intikal etmemesi.

Genellikle çok sayıda ve zor doğum yapmış ve / veya yaşı ilerlemiş veya aşırı kilo alıp veren kadınlarda görülür. Kalça adalelerinin veya sinirlerinin doğum sırasında zedelenmesi sonucu , mesane boynu öksürme, hapşırma, gülme, merdiven çıkma, yük taşıma, cinsel ilişki sırasında yer değiştirerek veya kapanamayarak hasta idrar kaçırır.

 

URGENCY İNKONTİNANS TANIMI NEDİR? OLUŞUMU NEYE BAĞLIDIR ?

Urgency inkontinans : Ani idrar hissi duyma ve bu hissi bastıramama ve idrar edene kadar bir miktar idrar kaçırma olarak tanımlanabilir .

Burada mesanenin sinirlerinin aşırı uyarılaması söz konusudur Genellikle idrar yolları infeksiyonuyla birliktedir.

 

OVERFLOW İNKONTİNANS TANIMI NEDİR? HANGİ DURUMLARDA GÖZLENİR ?

Overflow inkontinans; hastada temelde devamlı rezidüel idrar vardır. Gerçek bir inkontinans değildir. Obstrüksyon (tıkanma) ve nörojenik problemlerde görülür. Taşma tarzında inkontinans olur.

 

STRESS İNKONTİNANS TEDAVİLERİ NELERDİR ?

1. medikal veya cerrahi dışı tedaviler

2. cerrahi tedaviler

 

Bugün için kabul gören görüş; cerrahi dışı tedavilerin:

operasyonu kaldıramayacak derecede rahatsız olan hastalar ile hafif şikayeti olan hastalar için kullanılabileceğidir.

 

STRESS İNKONTİNANSDA CERRAHİ DIŞI TEDAVİLER NELERDİR ?

CERRAHİ DIŞI TEDAVİLER

Hasta şişmansa; kilo vermesi

Östrojen preparatlarının ağızdan veya vajinal olarak kullanılması (özellikle menapozda hypoöstrojenizme bağlı mucozanın kapanma fonksiyonunu yitirmesi)

Alfa adrenerjik ajanlar 

Trisiklik antidepresanlar (imipramine) ve antimuskarinik ilaçlar (oxybutynin chloride) 

Fizyoterapi (keegle eksersizleri)

Elektriki stimülasyon , inkontinans koltukları, biofeefback

Vajinal konlar ve pezzerler

Üretral kateter takılması

 

STRESS İNKONTİNANS TEDAVİSİNDE NELER AMAÇLANMAKTADIR ?

Anatomik SI tedavisinde temel amaç: BOZULMUŞ OLAN ÜRETRA AÇISINI DÜZELTMEK BÖYLELİKLE KARIN İÇİ BASINCININ İNTİKALİNİ DÜZELTMEK tir.

İntensek yetmezlikte ise temel amaç:

üretranın direncini (rezistansını) arttırmak ve koaptasyonunu (kapanabilme kapasitesini) sağlamaktır.

 

STRESS İNKONTİNANSDA CERRAHİ TEDAVİLER NELERDİR ?

İnkontinans cerrahisinde açık ameliyatlardan kapalı tekniklere , karından yapılanlardan vajen içinden yapılanlara , hiçbir kesi yapılmadan olanlardan birkaç delikle yapılan laparoskopik tekniklere kadar yüzlerce çeşit ameliyat tekniği mevcuttur.

Retropubik transabdominal işlemler  (Karından yapılan açık teknikler)

(MMK 1949, Burch 1961, Richardson 1981)

Transvajinal Teknikler:

- Kelly plikasyon 1912

- İğne askı yöntemleri

(pereyra 1959, modifiye pereyra yöntemleri: stamey 1973, raz 1981, gittes 1987, modifiye gittes yahya 1989, leach 1991)

 

Sling metodları (askı ameliyatları)

Pubovajinal sling (rektus fasyası veya fasya lata piramidal kas vs kullanılmış)

Anteriorvajinal wall sling ( Raz )

Sentetik materyaller ile sling (poliglikolik asit - teflon vs)

TVT operasyonu

Laparoskopik metodlar

Burch ve sling’ ler

 

Peri üretral injeksiyonlar ( teflon -kollagen -silikon -cam – yağ

 

Artifisiyel Üretral Sfinkter (AUS (AMS 800))

 

ÜRETRAL KARANKÜL NEDİR, BELİRTİLERİ NELERDİR VE TEDAVİSİ NASIL YAPILMAKTADIR ?

Burada oluşan patoloji ; üretranın iç tabakası olan mukozanın gevşemesi ve dışa doğru sarkmasıdır. Normalde erken safhalarda herhangi bir şikayete yol açmazken , ilerleyip büyüdüğünde idrar yolu çıkışında kısmi daralmaya yol açar ve zaman zamanda idrarda ve / veya sonrasında kanamaya  (hematüri) ve  idrar yaparken yanmaya ( dizüri ) neden olabilir. Lokal veya spinal anestezi altında ofis şartlarında bile yapılabilen basit bir cerrahi müdahaleyle sarkan bu mukoza parçası çıkartılıp kalan mukoza yeniden ağızlaştırılır. Günü birlik bir cerrahi müdahaledir.



ÇOCUK ÜROLOJİSİ


SÜNNET KAÇ YAŞINDA YAPILMALIDIR ?

Klasik görüş sünnetin erken yaşlarda   yapılmasıdır.

Sünnetin ya ilk 1 ayda veya 7 yaşından sonra yapılması en uygundur.

İlk 1. ayda uygulanan sünnetin getirdiği avantajlar:

  • Bebekte ağrı duyusu ilk 1 ay içinde tam gelişmediği için sünnet uyuşturulmadan yapılabilinir.

  • Peniste bu dönemde damarlanma çok olmadığı için sünnet sırasında kanama pek olmaz.

  • Bebeklerde yara iyileşmesi çabuk olduğu için sünnet yarası çabuk iyileşir.

  • İleri yaşlarda ortaya çıkabilen sünnet derisi darlıklarında acil sünnet gerektirecek durum önlenmiş olur.

  • Yeni doğanda kişilik gelişmediği için sünnet sonrası psikolojik olumsuz etki önlenmiş olur

 

Çocuğun 1-6 yaş arası özellikle 4-5 yaş arası psiko-sosyal gelişme devreleridir. Bu yaşlarda çocukta pipisini kaybetme korkusu vardır.

       7 yaşından sonra bu psiko-sosyal devre bir durgunluğa girer ve ergenlik çağına kadar devam eder. Bu yaşlarda yapılacak sünnet, çocuğun psiko-sosyal açıdan gelişmesini sağlıyacaktır. Toplumun bir üyesi olduğunu fark edecek. Neden sünnet olduğunu anlayacaktır.
 

SÜNNET KİMLER TARAFINDAN YAPILMALIDIR ?

Sağlıklı bir sünneti uzman doktorun (ürolog – çocuk cerrahı – genel cerrah - plastik cerrah ) yapması gerekmektedir. Böylece bir çok sünnet hatasının önüne geçilmiş olunur.
 

SÜNNET DE UYGULANAN EN UYGUN YÖNTEM NEDİR ?

İntravenöz Sedasyon + Lokal Anestezi tekniği ile cerrahi sünnet uygulaması en uygun yöntemdir.

 

SÜNNET HATALARI NELERDİR ?

  • Sünnet derisinin az kesilmesi

  • Penis başının (glans) kesilmesi

  • Kanama

  • Penis kangreni:penisin sıkı bağlanması sonucu gelişir

  • İltihaplanma:temizliğe ve hijyene dikkat edilmez ise

  • idrar yapamama:sünnet sonrası sıkı bandaja bağlı

  • İdrar deliğinde (mea) darlık

  

İNMEMİŞ TESTİS NEDİR?SIKLIĞI NEDİR ?

Yumurtalardan (testis) biri veya her ikisinin, doğumdan sonra torbada bulunmama halidir. İnmemiş testis, zamanından önce doğanlarda %26-30, zamanında doğan bebeklerde ise %2.7-3.2 sıklıkla görülür.

 

İNMEMİŞ TESTİSDE TEDAVİ NASIL UYGULANIR ?

Tedavi, genellikle, ameliyatla yumurtayı torbaya indirip, orada tesbit etmektir. Ayrıca, inmemiş testisle beraber genellikle fıtık da mevcuttur. Ameliyat sırasında fıtık da onarılmış olur. Bunu sağlamak için ancak bu konuda uzman doktorlar tarafından yapılacak değerlendirmeler sonucunda hormonal ve/veya cerrahi tedaviler uygulanır.

 

İNMEMİŞ TESTİS TEDAVİSİ NE ZAMAN YAPILMALIDIR ?

Testislerin torbalara inişi, anne karnındaki son 3 ayda olur, bu bazen doğum sonrası da sürer ve birinci yaş gününde inmemiş testis sıklığı zamanından erken doğan bebeklerde % 5.4 e, zamanında doğanlarda % 1 e kadar düşer. Eğer bu sürede yerine inmezse mutlaka ve gecikmeden tedavi edilmelidir.

 

İNMEMİŞ TESTİS TEDAVİ EDİLMEDİĞİ TAKDİRDE HANGİ TÜR PROBLEMLERE YOL AÇAR ?

İnmemiş testis, tedavi edilmediği takdirde; kısırlık, yumurta kanseri, yumurta torsiyonu gibi önemli sorunlar doğurabilir.

 

ÇOCUKLUK ÇAĞI KASIK FITIĞI OLUŞUMU VE KORDON KİSTİ OLUŞUMU NEYE BAĞLIDIR ?

Çocuklarda inguinal herni yetişkinlerdeki gibi zorlanma sonucu oluşmaz. Bebekler anne karnında gelişirken karın içini döşeyen zardan eldiven parmağı gibi bir çıkıntı  ( procesus vajinalis )  kasık kanalından dışarı uzanır. Bu açıklık doğumdan sonra açık alırsa kasık bölgesinde şişliğe neden olur. Erkeklerde daha sıktır. Eğer bu artığın karın içi ile ilişkisi dar ise karın içi sıvısı yavaş yavaş aşağı inerek içi sıvı dolu bir şişlik oluşturur. Bu durum hidrosel veya kordon kisti olarak anılan hastalıklara yol açar. İlgili artığın karın içi ile ilişkisi geniş ise, veya dar olan geçiş zamanla genişler ise karın içindeki barsaklar bu kesenin içine girerek inguinal herniye yol açarlar. Çocuklarda inguinal herninin nedeni bir artık olduğu için kendiliğinden iyileşme olasılığı yoktur.

 

ÇOCUKLUK ÇAĞI KASIK FITIĞI OLUŞUMU VE KORDON KİSTİ TEDAVİSİ NASIL YAPILIR ?

Hastalıkların tümünün tedavisinde ana amaç  ;  procesus vajinalisin oluşturduğu kesenin bulunup çıkarılması ve karın içi ile ilişkisinin kapatılmasıdır.

 

HİPOSPADİAS NEDİR,TEDAVİSİ NASIL YAPILIR,BU ÇOCUKLARDA SÜNNET UYGULANMALI MIDIR ?

İdrar deliğinin normal yeri olan penis ucunun haricinde , penisin altında herhangi bir yerde veya torbalar ya da torba ile makat arasında herhangi bir yerde açılmasıdır .Çocuğun ilerki yaşamında hem psikolojik hem seksüel yaşamını etkileyebileceği gibi çocuk sahibi olmasını da ağırlık derecesine göre engelleyebilir. Tedavisi olabildiğince erken yaşta ve cerrahi olarak yapılması şarttır. Özellikle dikkat edilecek konu bu çocukların hiçbir şekilde sünnet edilmemeleri gereğidir. Çünkü sünnet derisi doğadaki en ideal tamir malzemesi olarak bu çocukların ameliyatında kullanılmaktadır.

 

EPİSPADİAS NEDİR,TEDAVİSİ NASIL YAPILIR ?

İdrar deliğinin normal yeri olan penisin ucu haricinde , penisin üzerinde herhangi bir yerde açılmasıdır. Genelde  bu anomaliye İskelet ve Kas Sistem anomalileri ile beraber mesane ön duvarı ve karın ön duvarı gelişim anomalileri de eşlik eder .(ekstrofi vesikal). Tedavisi erken cerrahidir.

 

ENÜREZİS NOCTURNA(GECE YATAK ISLATMA)  NEDİR ?

5 yaşından sonra ayda bir – iki kezden fazla gece alt ıslatması olan çocuklarda bu hastalığın varlığından söz edilebilir. Hastalığın uyku derinliği ve mesane (idrar torbası) kapasitesi ile ilgili olduğu görüşü hakimdir. Ayrıca psikolojik etmenler de hastalığın oluşmasında rol oynamaktadır. Erkek çocuklarda kız çocuklara oranla daha sık görülür.

 

ENÜREZİS NOCTURNA(GECE YATAK ISLATMA)  TEDAVİSİ NASIL PLANLANMALIDIR ?

Yaş ilerledikçe bazı vakalarda kendiliğinden düzelmeler görülebilir. Ancak ne zaman olacağını kimsenin bilmediği bu düzelmeyi beklemek çocuğun ruhsal yapısında derin yaralar bırakacağından hatalı bir tutum olur.

Gece altını ıslatan çocuğu olan aileler eğer çocukları 5 yaşından büyük ise tedavi yollarını aramalıdırlar.

Motivasyon Teknikleri: Kayıt tutma ve ödüllendirme
Sıvı kısıtlanması, yatarken işetme ve gece uyandırma:
Mesane Jimnastiği,Mesane Eğitim Eksersizleri: Bu yöntem mesane kapasitesi düşük çocuklarda oldukça başarılıdır.

Sfinkter Eğitim Eksersizleri: Çocuktan idrarını yaparken bir kaç defa idrarını kesmesi ve tekrar yapması istenir. Böylece sfinkter kaslarının güçlendirilmesi sağlanır.
 

Koşullandırma (Alarm cihazı) Çocuk uyurken idrarını yapmaya başladığında alarm cihazı devreye girer ve alarm çalar.


İlaç Tedavisi. Genellikle ilaç tedavisine davranış terapilerinden sonuç alınmamış çocuklarda başlanır. Burada temel amaç 2 tanedir. 1. Çocuğun uyku derinliğinin azaltılması 2. gece idrar üretiminin azaltılması. İlaçların en çok altı ay süre ile kullanılması önerilmektedir. İlaçlar kesildikten sonra enürezis tekrarlayabilir. İlaç tedavisinde; trisiklik antidepresanlar , İbuprofen, diklofenak, antikolinerjikler, antidiüretik hormonları kullanılabilir.

 

VUR (VESİCOÜRETERAL REFLÜ) NEDİR ? HANGİ TÜR PROBLEMLERE YOL AÇAR ?

VUR' da her işemede artan mesane içi basınç nedeniyle idrarın bir kısmı üreterler yoluyla üst sisteme kaçar. Dışarı atılamayan bu idrar içindeki mikroorganizmalar çoğalarak, üriner enfeksiyona yol açar. Basınçla yukarı çıkan idrar; bir yandan böbrek içindeki tüpleri (pelvikalisiyel sistemi) genişletip, böbrek parankimini incelterek fonksiyonunu bozarken, daha da önemlisi, bu enfekte idrarın, basınçla
böbrekte ki toplayıcı kanalların içine geçmesi (intrarenal reflü) parankimde nedbeleşmeye (skarlara) yol açar.
Bu yolla VUR' un en istenmeyen ama beklenen sonucu olan kronik pyelonefrit ortaya çıkar.
Çocuk yaş gurubundaki kronik pyelonefritlerin en sık sebebi VUR'dur.

VUR’DA TANI NASIL KONULUR?

Hikayede (anamnezde) sürekli tekrarlayan üriner enfeksiyon öyküsü vardır.

VUR'un kesin tanısı ve derecelendirilmesi mesaneye kateter konulup mesane içine boyalı madde verilerek yapılan işeme sistografisi  ( voiding sistourethro graphy VCUG ) ile konulur.

Tanı konduktan sonra, özellikle bilateral reflülü olgularda, böbreklerin yapı ve fonksiyonlarının
değerlendirilmesi gerekir. Glomerüler filtrasyon hızının saptanması o andaki fonksiyonun
bilinmesi ve izleme açısından önemlidir.

DMSA böbrek sintigrafisi parankim skarlalarını en iyi gösteren yöntemdir.

 

VUR’DA TEDAVİ ALTERNATİFLERİ NELERDİR ?

VUR’un dercesine göre tedavi şekli belirlenir.

 

1)Medikal(I II derece reflüde) –İdrar Yolu Enfeksiyonu varlığında antibiyotik tedavisi ardından uzun süre düşük doz trimetoprim-sulfometaksozol ile kemoprofilaksisi. Enfeksiyonun ortadan kalkması ile birkaç ay içinde reflü de kendiliğinden kaybolabilir. Ancak bu tedaviye rağmen kaybolmayan I. ve II. derece reflüler ile daha ileri derecedekilerde cerrahi girişim gereklidir.
 

2)Cerrahi Girişim:

            a)Minimal invazif:subüreteral enjeksiyon

            b)İnvazif:Üreteroneosistostomi(Üreteropelvik bileşkenin yeniden düzenlenmesi)



PENİS HASTALIKLARI


FİMOZİS NEDİR?NE GİBİ ŞİKAYETLERE YOL AÇAR?TEDAVİSİ NEDİR?

Sünnet derisinin uç kısmı çok dardır .Toplu iğne başı kadar bir açıklık vardır. Derinin iç yüzeyi penisin baş kısmına yapışıktır. Deri başın gerisine çekilemez. Ya doğuştan olur veya daha sonra iltihabi bir olaydan sonra gelişir.
Şayet çok darsa hasta idrar yapamaz. Hatta idrar deri altında toplanması ile sünnet derisi balon gibi şişer. İdrar damlalar halinde akar. Tedavi edilmezse idrarın tahrişi sonunda iltihap gelişir ve bu iltihap penis baş bölgesinde yaralara neden olur. Tedavisi  sünnettir.
 

PARAFİMOZİS NEDİR? NE GİBİ ŞİKAYETLERE YOL AÇAR?TEDAVİSİ NEDİR?

Sünnet derisi penis baş kısmının gerisine çekilmesi ile tekrar öne gelememesidir. Genellikle sünnet derisinin darlıklarında oluşur. Çocuk veya anne babası tarafından temizlik amacı ile deri geriye çekilir, daha sonra deri burada şişer ve kızarır, penis başını boğar.
Tedavide şayet erken devreyse deri öne çekilmeye çalışılır. Fakat geç kalmışsa sünnetten başka çare yoktur.

 

PENİS YARALANMALARI , PENİS FRAKTÜRLERİ NASIL OLUŞUR?

Penis oynak bir organ olduğundan darbelere karşı kendini korur. Tamamen kopma kazalardan sonra veya kasti olarak (kıskançlık ve intikam nedeni ile) kesilmesinden sonra oluşur.
Darbelerde penise kan oturur.

Penis kırılmaları ise sertleşmiş haldeki penisin ani ve sert bir şekilde bükülmesi sonucu meydana gelir. Sertleşme problemlerine meydan vermemek için erken tedavi önemlidir.
 

BALANOPOSTİT (PENİS İLTİHAPLARI )  NEDİR?

Çocuklarda darlık nedeni ile büyüklerde ise temizliğe riayet etmemeden ileri gelir. Sünnet derisinin ve/veya penis başının iltihabı şeklinde olur.

 

PEYRONİE HASTALIĞI TANIMI NEDİR?

Penisin cildinin altında yer alan tunik dokusu içerisinde plak şeklinde bağ dokusunun oluşmasıdır. Sebebi belli değildir. Romatizmal veya otoimmun bir hastalık olduğu düşünülmektedir. Genellikle 40 yaşından sonra görülür. Penis sırtında veya her iki yan tarafında olabilir. Nerede olursa sertleşmiş penis aksi istikamette bükülmüş olarak durur. Geç dönemde ağrı vardır. Bazen birleşme mümkün olmaz. Elle muayenede bu plakları sert kitleler halinde hissetmek mümkündür. 
Zararsız bie hastalık olmasına rağmen hastanın şikayeti varsa tedavi edilmelidir.

 

PEYRONİE HASTALIĞI TEDAVİSİ NASIL YAPILIR?

Tedavi : Gerçek tedavisi belli değildir. İlk 6 ayda hastalık stabilize olur. Bu bakımdan ciddi bir tedavi yapmadan önce 6 ay beklemekte ve bu süre zarfında faydası olduğu kesin ispatlanmamış olan E vitamini , Potaba ( potasyum paraamino benzoat ) , Tamoksifen ve kolşisin gibi ilaçları kullanımı ve veya  plağın içerisine kireç giderici ilaçların( verepamil , interferon , kollanejazlar  ve kortizon benzeri ilaçlar )  injeksiyonu yapılabilir. Bugün çok ağrılı olan bu enjeksiyonların yerine doğru akım kullanılarak bazı ilaçların penis üzerinden cilt kanalıyla plağa işlemesini sağlayan özel aletler geliştirilmiş ve başarılı sonuçları bildirilmiştir.

Gecikmiş vakalarda ameliyat yapılmalıdır. Değişik ameliyat teknikleri mevcuttur.

Ana amaç penisin boyunu çok kısaltmadan ve sertleşme fonksiyonlarını koruyarak kozmetik olarak düzgün görünümlü bir penis yapmaktır.
 

PRİAPİZM NEDİR? OLUŞMASINDAKİ ETMENLER NELERDİR?

Penisin kendiliğinden ağrılı sertleşmesi:
Penisin seksüel istek duymaksızın uzun süreli sertleşmesi veya orgasm sonrası bile sertiğin yitirilmemesi hali olarak tanımlanabilir.

Uzamış sertleşme ( ereksiyon ) ‘den ayırımı için 6 saatten fazla süren ereksiyon hali olması gerekmektedir.

En sık 5 ile 10 yaş arasında ve 20 ile 50 yaş arasında görülür.

Gençlerde görüldüğünde sebep genellikle bir kan hastalığı olan “ orak hücreli anemi “ veya bazı habis hastalıklardır .

Yaşlılarda ise sebep genellikle “ idiopatik “ ( bilinmeyen bulunamayan ) tir.

Özel bir hali de sertleşme sorununu gidermede veya problemi araştırmada kullanılan ve suni sertleşme yapan ilaçların ( papaverin gibi ) penis içine enjeksiyonunun bir komplikasyonu olarak gelişebilir.

Bunun dışında “ genital bölgenin travmaları sonrasında “ veya “ antidepresan ve bazı anti psikotik “ ilaçların kullanımından sonra da görülebilir

 

PRİAPİZM TEDAVİSİ NASIL YAPILMAKTADIR?

İlk 12 saat içinde penisin sertleşme organlarında “ cavernöz cisimciklerinde “ harabiyet başlar , 48 saat sonrasında penis yumuşayıp  normal haline dönse bile sonunda iktidarsızlık ( empotans ) meydana gelir. Bu yüzden  ilk 12 saatte acil müdahale gerekir.
Tedavide enjektör ile pıhtılaşmış kan boşaltılır.Kavernöz cisimciklerin içi serumla yıkanır . yetmezse ; Pıhtıyı giderecek ilaçlar penis içine verilir. Spinal anestezi denenebilir. Yine yetmezse bazı özel ameliyat teknikleriyle kavernöz cisimciklerin içi boşaltılır.

TESTİS - EPİDİDİM


VARİKOSEL NEDİR?

Testislerin kirli kanını kalbe doğru taşıyan toplar damarlarının (plexus pampiniformis venlerinin)  ileri derecede genişlemesi ve kıvrımlarının artması sonucu oluşan bir varis rahatsızlığıdır.

 

VARİKOSEL ERKEKLERDE NE TÜR RAHATSIZLIKLARA NEDEN OLABİLİR?

Varikosel çok ciddi boyutlara gelene kadar genellikle fiziki herhangi bir şikayete yol açmaz. Bazen ilerlemiş varikosellilerde testislerde ağrı, küçülme, dolgunluk hissi gibi şikayetlere neden olabilirler. Varikosel bazen kasığa vuran künt ağrıya ve testisde çekilme hissine neden olabilir. Ayakta uzun süre kalındığında ağrı artar, yatmakla azalır.

Ancak varikoseli olan erkeklerin bir kısmında herhangi bir fiziki rahatsızlık yapmadan bile İNFERTİLİTE ‘ye ( çocuk sahibi olmada zorlanmaya ) neden olmaktadır. Kısırlık (infertilite) şikayeti olan erkeklerin yaklaşık % 40- 50 sinde varikosel mevcuttur.

VARİKOSEL LOKALİZASYONU EN SIK HANGİ TARAFTADIR?

Varikosel sol tarafta daha sık görülür. Sağ tarafta tek başına görülmesi oldukça nadirdir ve özellikle sağ böbrek tümörleri açısından dikkatle incelenmesi gerekmektedir. % 10 kadar hastada varikosel çift taraflı olabilmektedir.

VARİKOSEL TANSINDA HANGİ TETKİKLER YAPILMALIDIR ?

Varikosel yumurtalıkların muayene edilmesi ve skrotal renkli doppler ultrasonografik inceleme ile tespit edilir. Varikosel tespit edilen her hastada ( eğer hasta puberte öncesinde değilse ) olası bir testis harabiyetinin incelenmesi için mutlaka SPERMİOGRAM  testi istenmelidir.  Spermiogram detayları İnfertilite konusu içinde işlenmiştir. Çocukluk dönemindeyse testis boyutları hacim ölçme cihazlarıyla yakınen takip edilmelidir.

VARİKOSEL DE TEDAVİ NASIL PLANLANMALIDIR?

Ağrısız varikosellerde, testislerde ufalma yapmayan ve / veya evli olup çocuk sahibi olan erkeklerin varikosellerinde tedaviye gerek yoktur. Varikosel ağrı yapıyorsa, testislerde ufalmaya ve infertiliteye neden olmuş ise cerrahi tedavi gereklidir.

Ameliyat ne kadar erken yapılırsa testis hücreleri harabiyeti o kadar erken önleneceği için iyidir.
 

VARİKOSEL AMELİYATI NASIL UYGULANIR?

Varikoselektomi ameliyatı kasık bölgesine yapılacak lokal anestezi veya belden yapılacak spinal anestezi  veya genel anesteziyle rahatlıkla yapılabilir.  Ameliyat kasık bölgesinden yapılan küçük bir kesi ile gerçekleştirilir. Varisleşmiş venler bağlanır ve kesilirler. Basit bir ameliyattır ve genellikle hastane de yatmayı gerektirmez ancak çok dikkatlice ve büyütme  (optical loop ) ile yapılması gereken bir ameliyattır. Ameliyat ortalama 20 – 30 dakika kadar sürer. Bu sırada testisle ilgili diğer oluşumların zarar görmemesine özen gösterilmelidir.

VARİKOSEL OPERASYONU SONUCU GELİŞEBİLECEK KOMPLİKASYONLAR NELERDİR?

Varikosel ameliyatı dikkatli yapılmaz ve lenfatik damarlar bağlanırsa hidrosel (testis çevresinde sıvı birikimi), temiz kan getiren damar (arter) bağlanırsa testis atrofisi gibi komplikasyonlar görülebilir. Bu ameliyatta üroloğun deneyimi önemlidir.
 

İNFERTİL ERKEKLERDE VARİKOSEL OPERASYONUNDAN SONRA SPERMİYOGRAM EN ERKEN NE ZAMAN YAPILMALIDIR?

Bir sperm hücresinin yapılmaya başlaması ile olgunlaşıp depo edilmesi arasında kabaca 90 gün gerektiğinden varikoselektomiden ortalama 3 ay sonra sperm hücrelerine ait bozukluklar düzelmeye başlar. Bu sebeple ilk sperm tetkiki ameliyattan sonraki 6. ayda yapılmalıdır

 

İNFERTİL BİR ERKEKDE VARİKOSEL AMELİYATI SPERM FONKSİYONLARININ DÜZELMESİ ÜZERİNE NE KADAR ETKİLİDİR?

Sperm üretimindeki düzelme ameliyat olan hastaların %70 inde görülür. Yapılan araştırmalarda varikoselektomi ameliyatı olanların yaklaşık yarısının bebek sahibi olduklarını göstermiştir. Ameliyat ne kadar özenli yapılırsa bu oran o kadar artar.

 

HİDROSEL NEDİR?

Hidrosel, testisi saran zarlar arasında normalden çok daha fazla sıvı toplanmasıyla torbanın ileri derecede şişmesi durumudur. Normal olarak bu aralıkta testisin kayganlığını sağlamak için 0.5-1.0 ml sıvı bulunur. Hidroselde ise bu sıvı miktarı 200- 300 ml hatta bazen çok daha fazla olur

HİDROSELDE TANI NASIL KONULUR?

Görüntü ve hasta hikayesi çok tipik olduğu için tanı çok kolaydır. Skrotum tek yanlı veya iki yanlı olarak aşırı şişmiş ve gergin vaziyette görülür. İçi sıvı doludur.

Muayenede üzerine parmakla vurulduğunda tipik bir elastikiyet hissi alınır. Karanlık bir odada skrotuma fenerle bakıldığında pembe bir renk alır TRANSİLLÜMİNASYON bulgusu denen bu basit muayene ile bu şişliğin içinde sıvı olduğu ispatlanır ve HİDROSEL İÇİN TİPİKTİR.

SPERMATOSEL/EPİDİDİM KİSTİ NEDİR?TEDAVİSİ NASIL DÜZENLENMELİDİR?

Testisin üzerinde ve arkasında yer alan, küçük, ağrısız kitlelerdir. İçerisinde ölü spermler bulunan kistik bir oluşumdur. Büyük hacimlere ulaşmadığı taktirde tedaviye gerek yoktur. Çok büyürse ameliyatla çıkarılır.

TESTİS TORSİYONU BULGULARI NELERDİR? NASIL OLUŞUR?

Testis torsiyonu çok önemli bir testis hastalığıdır. Bu hastalıkta testislere kan taşıyan damarların bulunduğu spermatik kord kendi etrafında burulmakta, spermatik damarlar kan taşıyamamakta ve eğer bu durum erken bir zamanda düzeltilmezse testis nekroze (kangren) olmaktadır. Torsiyon riski, inmemiş testislerde oldukça yüksektir. Püberte döneminde tosiyona her zamankinden daha fazla rastlanır.

Testis torsiyonu çok acil bir tablodur.

Genellikle ani gelişen ( özellikle uykudan uyandıran ) testis ve kasık ağrısı, bulantı ve kusma olur. Testis ve epididim hassastır cocuk torbalarına dokunulsun istemez. Torsiyonla birlikte sıklıkla hidrosel ve ödem de vardır.

TESTİS TORSİYONUNDA TANI NASIL KONULUR?

Normalde torbanın altında olan testisin dönme sonucunda üst kısma çekilmesi ve yukarı kaldırmakla testisteki ağrının artması (Prehn belirtisi) torsiyonu destekler.

 Doppler ultrasonografi ve testiküler sintigrafi; ile testis ve epididimlere gelen kan akımı ölçülebilir. Torsiyonda ; kan akımında ciddi azalma saptanmasına karşın , orşit ve epididimitte artmış kan akımı görülür . Bu veriler kesin tanı açısından çok önemli kriterlerdir.

TESTİS TORSİYONUNDA TEDAVİ NASIL YAPILIR?

Torsiyon çok acil bir tablodur . Normalde hasta ilk müracat ettiğinde ciddi bir gecikme yoksa ( ilk 4 saat çok önemlidir ) hekim elle dönmüş olan testisi tekrar eski haline döndürmeyi  ( DETORSİYON )denemelidir. İdeal olan yaklaşım detorsiyon sonrası elektif şartlarda ameliyat ile testislerin torbalar içindeki yerine fiksasyonu ( sabitlenmesi) dur. Canlı iseler testis ve epididim detorsiyone edilirler ve torba içine tespit edilirler. Yukarıdaki resimdeki gibi kangrene olmuş iseler komple  çıkarılırlar  ( ORŞİO EPİDİDİMEKTOMİ ) . Torsiyona neden olan anomali diğer testiste de olabileceğinden karşı taraftaki testisin de skrotum içerisine tespiti aynı seansta yapılır.

TESTİS TÜMÖRÜ OLUŞUMUNDA ETKİLİ FAKTÖRLER NELERDİR?

Kesin sebebi belli değildir. Ancak ; Testis tm leri inmemiş testisli olgularda normal olgulara göre 5 – 10 kez daha sık görülmektedir.

Son zamanlarda kromozomal değişiklikler ve anne karnında  östrojen kullanımı sıklıkla üzerinde durulan sebeplerdendir.

TESTİS TÜMÖRLERİNDE ERKEN TEŞHİS ÖNEMİ NEDİR ?

Günümüzdeki gelişmelerle erken teşhis konulduğu takdirde olduça yüz güldürücü sonuçlar alınmakta ve yaşam oranı % 95 lere çıkmaktadır.

TESTİS TÜMÖRÜNÜN PATOLOJİSİ NEDİR?

Testis tümörlerinin % 95 ‘i germ hücre ( SEMİNOM – NON SEMİNOMATÖZ ) kaynaklıdır.

SEMİNOM ( klasik, anaplastik ve spermositik )

NON SEMİNOMATÖZ (  Embryonel karsinom, koriyokarsinom, yolk salk tümörü, teratomlar ) 

TESTİS TÜMÖRÜNDE HASTANIN DOKTORA BAŞVURMA SEBEBİ NEDİR?

Testiste AĞRISIZ ŞİŞLİK ( nadiren ağrılı da olabilir ) en sık izlenen semptomdur.  Bu şikayetle gelen özellikle genç yetişkinde aksi ispatlanana kadar bütün vakaları testis tümörü gibi  düşünmek gerekmektedir. % 10 vakada da ilk başvuru METASTATİK KİTLE ye bağlı hempotizi (öksürürken kan gelmesi ) , bulantı , kusma , konvülziyon ve kemik kırığı gibi nadir şikayetlerle olabilir. Hidrosel bulgusu tetsis tümörüne eşlik edebilir ve hatta ana hastalığı maskeleyebilir.

TESTİS TÜMÖRÜNDE TANI İÇİN UYGULANAN RADYOLOJİK TETKİK NEDİR?

Bu tip bir hastada hızla skrotal ultrasonografi yapılmalıdır. Ultarsonografi bize tanıyı büyük bir doğrulukla testiste yer kaplayan kitle şeklinde söyleyebilir. Ultrasonda kitle olduğu ortaya çıkınca yapılması gereken bir diğer tetkik de TÜM BATIN ve AKCİĞERLERİN BİLGİSAYARLI TOMOGRAFİ ‘sidir. Bu sayede METASTAZ varsa anlaşılabilmektedir.

TESTİS TÜMÖRÜNÜ BELİRLEMEDE HANGİ KAN TESTLERİ ÖNEMLİDİR?

 ( alfa feto protein – beta HCG ( human chorionic gonadotropin ) – LDH        ( lactic dehidrogenaz) – plasental alkalen fosfataz  )  tümörü saptamada kullanılan  kan testleridir.

Bu tümör marker’larının (belirleyicilerinin) yapısal özelliklerinden dolayı tümörün hücresel kaynağının seminomatöz mü yoksa non seminomatöz mü veya non seminomatözlerin içinde koriyo karsinoma mı vs. ayırd edilebilir. Ayrıca tedavi sonrası takipte de çok önemlidirler.

TESTİS TÜMÖRÜNDE TEDAVİ NEDİR?

Tedavinin ilk basamağı DOĞRU TANI ve EVRELENDİRME dir. Bunun için kasıktan yapılan kesi ile testis ve diğer çevresel elemanları ( funnikulusu) olduğu gibi olabildiğince yüksek noktadan çıkartılır. YÜKSEK İNGUİNAL ORŞİEKTOMİ

YÜKSEK İNGUİNAL ORŞİEKTOMİ SONRASI YAPILACAKLAR;
SEMİNOMLAR:
Erken evre ( I – II A seminoma )  RADYOTERAPİ  ile % 90 nın üzerinde kür sağlanır. Radyoterapi sonrası takiplerde nüks varsa KEMOTERAPİ yapılmalıdır. Burada cys – platin , vincristin , bleomisin , ifosfamid , etoposid  gibi ajanların değişik kombinasyonları ( EINHORN PROTOKOLÜ gibi ) kullanılmaktadır . 

NON-SEMİNOMLAR

DÜŞÜK EVRELİ  TÜMÖRLERDE :

AMERİKADA: RPLND ( retroperitoneal lenf nodlarının disseksiyonu (çıkartılması)) standart tedavi şeklidir; ancak yakın izlem ve gerektiğinde KEMOTERAPİ  uygulanması da seçilebilecek tedavi alternatiflerindendirir. Kür oranı % 80 nin üzerindedir.

İLERİ EVRELİ NON SEMİNOMATÖZ TÜMÖRLERDE:

Hemen KEMOTERAPİ ye başlanmalıdır. Kür oranları % 60 ın üzerindedir.

TESTİSİN ÇIKARTILMASINI TAKİBEN YERİNE PROTEZ UYGULAMASI MÜMKÜN MÜ?

Testisi alınan erkekler bazen depresyona girebilirler. Hastalara estetik ve psikolojik yönden destek amacıyla testis protez önerilebilir. Kabul eden hastalara orşiektomiyle aynı seansta veya bir başka zamanda testis protezi takılır. Protez aynen bayan göğüslerine takılan protezler gibi silikon bilyeler şeklindedir  


VAZEKTOMİ


VAZEKTOMİ: ERKEĞİN  KISIRLAŞTIRILMASI

Sperm hücreleri testislerde üretilir.Her iki testiste olgunlaşan spermler epydidimler ve vas deferens denilen kanallarla mesanenin arkasındaki seminal kabarcıklara ve prostata giderler.Seminal kabarcıklar ve prostat bezi tarafından oluşturulan semen sıvısıyla karışarak uretra yolu ile penisten atılırlar.
İşte vazektomi denilen cerrahi işlemle spermi taşıyan vas deferens adlı kanallar çift taraflı olarak kısmen çıkarılır ve uçları bağlanır.Böylece testislerde üretilen spermlerin semen sıvısı ile karışması önlenir ve gebelik oluşmaz.  

YÖNTEM

Lokal anestezi ile skrotumlarda küçük birer kesi açılarak vas deferensler bulunur, kesilerek bağlanır.Ağrı ve kanama olmaz. Çok kısa süreli, kolay ve ucuz bir işlemdir. İşlem sonrası hasta hemen evine gönderilir. 1-2 gün ağır aktiviteler yapmaması önerilir.


Vazektomi sonrasında erkeğin cinsel hayatını etkileyecek hiçbir değişiklik olmaz.Ereksiyon, orgazm ve boşalma eskisi gibi devam eder.


Vazektomi sonrasında geriye dönüşüm operasyonları yapılabilirsede bunların başarı şansları % 100 değildir. Bu yüzden vazektomiye karar vermeden önce her iki eşinde iyice düşünmesi gerekir.Genellikle 30 yaşın üzerindeki, dengeli karı-koca ilişkisi olan, 2 veya daha fazla çocuklu ve birdaha kesinlikle çocuk istemeyen ailelerde tercih edilir. İşlem öncesi hastaya bir belge imzalatılır.

 

TAKİP

Vazektomiden sonra 3 ay kadar hasta korunmalıdır, çünkü 12 haftaya kadar seminal kabarcıklarda sperm bulunabilir. Korunmasız olarak cinsel ilişkiye ancak yapılan 2 sperm testinde sperm görülmezse izin verilir.  


EREKTİL DİSFONKSİYON

EREKTİL DİSFONKSİYON GÖRÜLME SIKLIĞI NEDİR?YAŞA BAĞLI DAĞILIMI NASILDIR?

Türkiye’de 40 yaşın üzerinde % 70 erkekte değişik oranlarda sorun gözlenmektedir.

40 yaşın altında kalıcı problem: Nadir.
70 yaş ve üstünde ise  % 65 oranında gözlenmektedir.
 

EREKTİL DİSFONKSİYON SEBEPLERİ NELERDİR?

1. ORGANİK:

Damarsal – Nörolojik – Hormonal - Penisin yapısına ait bozukluklara bağlı

 

2. PSİKOJENİK:

Fiziksel bir bozukluk olmadan , erektil mekanizmanın beyin tarafından baskılanması

 

Ancak birçok hastada;

Organik + Psikojenik problemler birlikte olabilmekte

 

ED ERKEKLERDE EN SIK RASTLANANAN BULGULAR NELERDİR?

% 45 ‘inde Hipertansiyon (yüksek tansiyon); % 50 ‘ sinde Hiperlipidemi (kan yağlarında artma)

DM ( diabet = şeker hastalığı ) ve 50 yaşın üstündeki erkeklerin % 50 – 60 ‘ında ED vardır !!!

 

ED’A NEDEN OLABİLECEK RİSK FAKTÖRLERİ NELERDİR?

•         Yaşlanma

•         Kronik Hastalıklar (Damar sertliği – Diabet – Kalp Hast. – Böbrek Hast. – Karaciğer Hast.)

•         Ameliyatlar ve Travmalar

•         İlaçlar

•         Sigara ve diğer modifiye edici faktörler

 

ORGANİK ED TANISINDA KULLANILAN TESTLER NELERDİR?

•         Laboratuar testleri

Tam kan – Üre – Kreatinin - Karaciğer fonksiyon testleri – Kan Yağları (Kolesterol – Lipidler )  – Açlık kan şekeri ( AKŞ )- Total ve serbest testosteron – Prolaktin Hormonu (PRL)

•         İntrakavernöz farmako test: Kullanılan bütün ajanlar atardamarlarda genişleme ve toplar damarlarda kapanmaya neden olurlar ve böylelikle penisin içinde kan hapis olur ve ereksiyon meydana gelir. Penil vasküler yatak hakkında bilgi verir

 

Penisin Renkli doppler Ultrasonografisi:

Farmakotestlerle birlikte yapılması faydalıdır. Penis anatomisi ve vasküler yatak hakında fikir verir.

Nokturnal penil tümesans (NPTR)

Rijiscan monitörü:

Geceleri oluşan ereksiyon sayısı ve kalitesi hakkında bilgi almamıza yarayan alettir. Bazı grafikler halinde bilgi almaktayız.

Farmako kavernosometri – grafi

Venöz kaçağın yerini belirlemek için kullanılır. Operasyona gidilecekse yapılmasında fayda vardır.

Anjiografi

Özellikle penis dışı atar damar sistemindeki bozukluğun saptanmasında ve  yapılacak operasyonu belirlemede önemlidir.

ED TEDAVİSİNDE NELER UYGULANMAKTADIR ?

Non – invaziv ( Girişimsel olmayan ) yöntemler

Risk faktörlerinin eleminasyonu

Danışmanlık – Psikoterapi

Oral ve topikal ilaçlar

Vakum aletleri

 

* İnvaziv (GİRİŞİMSEL) yöntemler

Transüretral ilaç uygulamaları

Alprostadil kullanımı özellikle amerika’da yaygındır. İlişkiye girmeden hemen önce özel cihazıyla üretra içine ilaç sıkılır.

 

İntrakavernöz ilaç uygulamaları (Intra cavernous injection ICI)

Papaverin ve / veya prostoglandin türevlerinin tek başına veya birlikte değişik dozlarda ilişki öncesinde kullanımı aynen tanı aşamasında olduğu gibi kullanılabilir. Kişinin bu iğneyi kendi kendine yapabilmesi için özel eğitim vermek gerekir.

 

Penil Protezler

ED tedavisinde altın standart olmasına rağmen;

Tedavide en az invaziv yöntemden en ağır olanına doğru ilerlemek gerekir.

Protez kullanımı ; geriye dönüşü olmayan bir karardır!

 

Damar cerrahisi:

Bazı mikroskopik tekniklerle penise gelen kan akımını arttırmak için damar by pass ları yapılabilmektedir.

 

ERKEN BOŞALMA TANIMI NEDİR? TEDAVİSİ NASIL YAPILMAKTADIR ?

Erken boşalma genelde cinsel ilişkiden gereken hazzı tarafların alamayacağı kadar kısa sürede boşalmanın gerçekleşmesi olarak tanımlanabilir.

Temelde sebebi alışkanlık ve / veya psikojenik faktörlere bağlıdır.

TEDAVİ:

  • PREZERVATİF KULLANIMI

  • ANESTETİK POMADLAR

  • SEX TERAPİSİ

  • SQUEEZING (sıkma) TEKNİK (MASTER & JOHNSON)

  • MEDİKAL DESTEK

Sertraline - Fluoxetine - Clomipramine -  Trazadone

Facebook Twitter Google Plus
bilgi@leonsaporta.com www.leonsaporta.com © ~ Tüm hakları saklıdır.