SORULARINIZ
Merak ettikleriniz sayfasında en sık sorulan sorulara kısa yanıtlar bulacaksınız. Herbir konunun daha derinlemesine bilgisini yeri geçen ana sayfalarında görebilmeniz mümkündür !!!
Bize ulaşmak için:
PROSTAT
PROSTAT BEZİ
NEDİR , NEREDE YER ALIR , İŞLEVİ NEDİR ?
Prostat bezi, idrar kesesinin altında yer alan ve dış idrar
kanalını çevreleyen kestane büyüklüğünde bir organdır. Prostat sadece erkeklerde
bulunan ikincil sex organıdır.
Meninin sıvı kısmını yapar. Bu sıvının içinde spermlerin canlılığı için gerekli
maddeler yer alır.
Kadınlardaki rahmin karşılığıdır
PROSTAT BEZİNİN
EN SIK RASTLANAN HASTALIKLARI NELERDİR ?
BPH olarak adlandırılan İyi Huylu
Prostat Büyümesi , Prostat Kanseri ve prostat bezinin iltihabi
hastalıkları(prostatit)
en sık rastlanan prostat hastalıklarıdır.
PROSTAT BEZİ
İLTAHAPLARINDA(PROSTATİT) ŞİKAYETLER NELERDİR ?
Ürogenital
yakınmalarla ( idrar yaparken yanma , batma , sık idrar çıkma , gece idrar
kalkma, zorlanarak idrar yapma , bel ağrısı , apış arasında ağrı ve yorgunluk
vs. ) başvuran hastaların % 25 ine prostatit tanısı konmakta ve erkeklerin % 50
si yaşamlarının herhangi bir döneminde prostatit nedeniyle incelenmektedir.
PROSTAT BEZİ
İLTAHAPLARINDA TEDAVİ ?
AKUT PROSTATİT Hastaların hastaneye yatırılmaları gerekir. Serum ve antibiyotik
tedavisi başlanır. Ayrıca mesane gevşeticileri, ağrı kesici ve antienflamatuar
tedavi yapılır. Hastalara kabızlığın önlenmesi, bol sıvı alımı ve istirahat
önerilir.
Hastanın ateşi düşüp şikayetleri geçtikten sonra bile oral antibiyotik
tedavisine 30 gün süreyle devam edilmelidir.
PROSTAT APSESİ süreli Antibioterapi + apsenin
boşaltılması (Direnaj)
KRONİK PROSTATİT Kronik prostatitin tedavisi
oldukça problemlidir. Üriner enfeksiyonlarda etkili olan ilaçlar kronik
prostatitte etkili olmayabilmektedir. 4-16 haftalık
trimetomoprim-sulfometaksozol tedavisi ile , %30-40 oranında kür sağlamaktadır.
Kültürleri pozitif olmaya devam eden hastalar için 6-8 aylık baskılayıcı
antibiyotik tedavileri gerekebilir. Ancak antibiyotikler kesildikten sonra
tekrarlama olabilmektedir.
NONBAKTERİYEL PROSTATİT2-4 hafta süreyle
doksisiklin veya eritromisinle tedavi yararlı olabilir. Şikayetlerin
düzelmesinde antienflamatuar ajanlar ve antikolinerjikler faydalı olabilir.
PROSTATODİNİ (ASEMPTOMATİK PROSTAT ENFLAMASYONU ) Antibiyotikler etkili
değildir. Alfa adrenerjik blokerler işemeyi kolaylaştırırlar. Diazepam ve kas
gevşeticiler faydalı olabilir.
PROSTAT BEZİNİN
İYİ HUYLU BÜYÜMESİ ( BPH ) NEDİR ?
60 yaşın üstündeki erkeklerin %
50'si, 70-80 yaşlarındaki erkeklerin % 80'i, prostatın kanser olmayan büyümesi
ya da tıbbi terimi ile "Benign
Prostat Hiperplazisi" (BPH) problemi yaşar. Gerçekte ise büyüyen
prostat değil, "adenom"
adı verilen bir kısım hücre grubudur.
BPH ‘da NE GİBİ
ŞİKAYETLER OLMAKTADIR ?
Prostat bezinin
yaşlanmayla birlikte büyümesi ve idrar kanalına baskı yapmaya başlaması, çeşitli
şikayetlere sebep olur.
Prostat büyümesi;
-
sık idrara çıkmak,
-
geceleri idrar hissi ile
uyanmak,
-
idrara başlarken bir süre
beklemek,
-
idrarı kesik kesik
boşaltmak,
-
idrar yaparken zorlanma,
-
idrarın çatallı çıkması,
-
mesaneyi tam olarak
boşaltamama,
-
tuvaletten çıktıktan çok
kısa bir süre sonra tekrar idrar hissi duymak,
-
ani idrar sıkışmaları
hissetmek,
-
bazen idrarı tutamamak
belirtileriyle kendini gösterir.
BPH ‘da TEDAVİ
ALTERNATİFLERİ NELERDİR ?
MEDİKAL (İLAÇ) TEDAVİSİ
İlaç tedavisi büyümüş prostatın yarattığı rahatsız edici semptomlar için erken
dönemde yapılabilecek ilk tedavi şeklidir
CERRAHİ TEDAVİ
AÇIK PROSTAT OPERASYONLARI
Prostatın büyüyen dokusunun "adenom" unun
karından kesilerek yapılan ameliyatla çıkarılmasıdır.
KAPALI PROSTAT OPERASYONLARI
TURP (Transüretral Prostat Rezeksiyonu): Büyümüş prostat dokusu, endoskopik
yoldan elektro- koter yardımı ile kesilerek çıkartılır ve sağlıklı idrar akışı
yeniden sağlanır.
GREENLIGHT PVP LASER PROSTATEKTOMİ.
PROSTATIN SELEKTİF BUHARLAŞTIRILMASI YÖNTEMİ
(potasyum titanil fosfat laser KTP LASER)
Büyüyen prostat dokusunun özelleştirilmiş bir laser ışını ile kontrollü bir
şekilde 1-2 mm derinliklerde buharlaştırılması yöntemidir
DİĞER ENDOSKOPİK
TEDAVİ YÖNTEMLERİ İSE ;
-
Transurethral incision of
the prostate (TUIP)
-
Transurethral microwave
thermal therapy (TUMT)
-
Transurethral needle
ablation (TUNA)
-
High intensity focused
ultrasound (HIFU)
-
Water induced thermo
therapy (WIT)
-
Transurethral ultrasonic
aspiration of the prostate
-
Visual laser ablation of
the prostate (VLAP)
-
Holmium: YAG laser
(HoLEPve HoLAP)
-
Interstitial laser
coagulation of the prostate (ILC)
-
Cryotherapy
-
Balloon dilatation
-
Intraurethral stents
Belirtilen tüm
tedavi alternatifleri hastanın genel durumu, prostat bezinin büyümesi ve
doktor-hasta uyumuna göre düzenlenmelidir.
PROSTAT KANSERİ
NASIL OLUŞMAKTADIR ?
Bütün vücut
dokularında hücreler kendilerini belirli bir kontrol mekanizması içerisinde
yenilerler. Böylece zedelenen doku tamir edilir, yenilenir. Kontrol dışı çoğalan
hücreler tümör adı verilen hücre topluluklarını oluşturur
Prostat kanseri ; prostatı oluşturan hücrelerin kontrolsüz bir şekilde,
gerekmediği halde çoğalmasıdır.
PROSTAT
KANSERİNDE RİSK FAKTÖRLERİ ?
Suçlanan ana unsurlar şunlardır;
-
Aile hikayesi
-
Yaşlanma Erkek , eğer yeterince uzun
yaşarsa örneğin 100 yaşına kadar yaşanabildiği takdirde ; hemen hemen tüm
erkeklerde prostat kanseri gelişir. Yaş arttıkça prostat kanseri gelişme
riski artar. Prostat kanserlerinin %85'i 65 yaşın üzerindeki erkeklerde
saptanır. Ancak, bazı erkeklerde çok daha erken yaşlarda prostat kanseri
gelişebilir
-
Zenci ırkında beyazlara nazaran daha
sık rastlanmaktadır
-
Testosteron (erkeklik hormonu ) :
Puberteden önce kısırlaştırılmış erkeklerde prostat kanseri (ca)
görülmemektedir.
-
Östrojen hormonunun ( kadınlık
hormonu ) izafi olarak arttığı kronik karaciğer hastalarında prostat ca ‘ya
rastlanmamaktadır.
-
Yağlı gıdaların fazla tüketimi gibi
çevresel faktörler
PROSTAT
KANSERİNİN BELİRTİLERİ NELERDİR ?
Belirtiler
ancak idrar yolunu tıkadıktan sonra ortaya çıkar. Aşağıda sayılan şikayetlerden
herhangi biri olduğunda mutlaka bir doktora başvurulması gereklidir.
*Sık idrara çıkma
(özellikle geceleri)
*İdrar yaparken zorlanma
*İnce ve kesintili idrar yapma
*İdrar yaparken acı veya ağrı duyma
*İdrarda kan görme
*Sırt, kalça ve bel ağrısı
*idrarda kan ya da iltihap olması
*Menide kan ve ağrı gibi belirtiler olabilir.
PROSTAT
KANSERİNDE ERKEN TEŞHİS / CHECK – UP MÜMKÜN MÜDÜR ?
GENELLİKLE
GEÇ BULGU VERDİĞİNDEN TARAMA VEYA CHECK –UP ların ÖNEMİ BÜYÜKTÜR.
Gerek
check-up’ta veya gerekse şüphelenilen durumlarda yapılması gereken birçok ortak
aşama vardır.
Rutin Kontrollerde :
-
Hikaye dinlenir
-
PSA testi yapılır
-
genel amaçlı TÜM BATIN ULTRASONOGRAFİSİ yapılır
-
gerekiyorsa TR ile prostat muayenesi yapılır.
PSA NEDİR ?
PSA (
Prostat Spesifik Antijeni ) adlı kan tetkiki ile BPH ile prostat kanseri teşhisi
arasında ayırım yapmaya çalışılır. Bu tetkik hem teşhis koyucu hem de prostat
kanseri tedavisinin seyri hakında bilgi verir.
PSA,
prostat bezi hücreleri tarafından üretilen bir proteindir ve meninin
sıvılaşmasını sağlar.
Normal
şartlarda total PSA 4 ng/ ml değerinin altında olmalıdır. Hatta bazen bu değeri
2.5 ‘a kadar indirenlerde vardır.
PSA ,
prostat kanserine özgün bir madde değildir. Başka patolojilerde de PSA
artabillir. Ancak kan PSA düzeyi ne kadar yüksekse, kişinin prostat kanseri olma
olasılığı da o denli yüksektir.
PSA yüksekliği değerli bir tanı metodu ise de tek başına kanser tanısı koymada
yetersiz kalabilir ve diğer tanı metodları ile koordine edilmelidir.
PROSTAT
KANSERİNDE TEDAVİ ALTERNATİFLERİ NELERDİR ?
* bekle – izle
* radikal prostatektomi : retropubik –
perineal – laparoskopik
* radyoterapi : external – brakiterapi
* HIFU (high intensity focus ultrasound)
* hormonal tedavi : cerrahi kastrasyon –
medikal kastrasyon
* kemoterapi
* kriyoterapi
Tedavi seçeneğinin belirlenmesinde en
önemli kriterler ;
Hastanın genel durumu , PSA nın
yüksekliği , Biopsideki hücre özelliği ( Gleason skoru ) ve Kanserin Evresi
(stage) dir.
Ürolog ,
Medikal onkolog ve Radyasyon onkologu ekip anlayışıyla hastaya yaklaşmalı ve pek
çok faktörü göz önüne alarak tedavi planını belirlemelidir.
MESANE
MESANE
NEDİR, GÖREVİ NEDİR?
Mesane, böbrekler tarafından yapılan idrarı depolayan ve işemeyi sağlayan
organdır.
MESANE KANSERİ SEBEBİ NEDİR?
Sebebi genellikle belli değildir. Ancak SİGARA , BOYA SANAYİ ( orthoaminophenol
) ’inde uzun yıllar çalışma en sık sorumlu tutulan sebeplerdir.
MESANE
KANSERİ TİPLERİ NELERDİR?
Mesane kanserlerinin %98 i epitelyal ve bunlarında çoğu transizyonel hücreli
(transitional cell carsinoma (TCC) )
karsinomlardır. Tüm mesane kanserlerinin %90 ı transizyonel hücreli
karsinomlardır.
MESANE TÜMÖRÜ BELİRTİLERİ NELERDİR?
Mesane kanserli hastaların %85-90 ‘ında kanlı idrar (hematüri) ilk gözlenen
semptomdur. Hematüri genellikle ağrısızdır, gözle görülebilir ( makroskopik ) ,
mikroskobik, aralıklı veya sürekli olabilir. Bazı hastalarda sık sık idrara
çıkma, idrarını yetiştirememe ve yanma gibi sistism belirtileri de olabilir.
MESANE TÜMÖRÜ TANISINDA KULLANILAN RADYOLOJİK GÖRÜNTÜLEME
TETKİKLERİ NELERDİR?
İntravenöz ürografi ( IVP ) hematürinin tanımlanması için sıklıkla kullanılan
bir tetkiktir.
Abdominal ultrasonografi ( US ) , Bilgisayarlı tomografi ( CT ) ve Magnetik
Rezonans tetkikleri (MRI ) de yine benzer şekilde mesane içinde yer işgal eden
bir lezyonu gösterir.
MESANE
TÜMÖRÜ BELİRLEYİCİLERİ OLARAK HANGİ TESTLER KULLANILMAKTADIR VE GÜVENİLİRLİKLERİ
NEDİR?
tanı koyma anlamında özgünlükleri % 100 güvenilir değildir. BTA
stat – BTA TRAK – NMP 22 gibi testler bugün piyasada değişik oranlarda
kullanılmaktadır.
MESANE
KANSERİNDE VEYA ŞÜPHESİNDE KESİN TANI NASIL KONULUR?
Tanı için birçok görüntüleme tekniği kullanılmasına rağmen, sistoskopi ve biopsi
ile KESİN TANI konulabilir.
MESANE
KANSERİ EVRELERİ NELERDİR?
YÜZEYEL (mesane duvarında derinleşmemiş) MESANE KANSERİ:
Burada tümörün ilk ameliyat sonrası yayılımının yüzeyel olduğu ve kas dokusuna
kadar tümörün ilerlemememiş olduğu kastedilir. (stage 0 – 1)
İNVAZİV (mesane duvarında derinleşmiş) MESANE KANSERİ:
Burada tümörün ilk ameliyat sonrası yayılımının ilerlemiş olduğu , kas dokusuna
ve hatta daha da ilerleyerek yağ tabakasına kadar tümörün ilerlemememiş olduğu
kastedilir. (stage 2 – 3 - 4)
MESANE
KANSERİNDE TEDAVİ NEDİR?
YÜZEYEL (mesane duvarında derinleşmemiş) MESANE KANSERİ:
Hastalığın erken evrelerindeki tedavi yöntemi ; tümörün kapalı
(endoskopik) tekniklerle bütünüyle çıkartılmasıdır TRANSÜRETRAL MESANE TÜMÖRÜ
REZEKSİYONU (TUR BT).
Yüzeyel mesane tümörlerinde ilk operasyondan hemen sonra;
eğer tümör 2 cm den büyükse , birden fazlaysa , kötü
yerleşimliyse , CIS mevcutsa veya üroloğun tecrübesine göre tam temizlenmemişse
ve / veya nüks etme ihtimali yüksek gibiyse değişik kimyasal ajanlarla mesane 6
-8 haftalık dönemde haftada bir yıkanır (intravesical kemo-immuno terapi).
İNVAZİV (mesane duvarında derinleşmiş) MESANE KANSERİ:
Bu tip hastalarda ilk yapılan TUR BT operasyonu kesin tedaviyi sağlamaz ve ilave
tedavi mutlaka düzenlenmelidir.Bu tedaviler::Radyoterapi, Radikal
Sistektomi+Üriner Diversiyon-Parsiyel Sistektomi-Kemoterapidir
YÜZEYEL MESANE KANSERİNDE TAKİP NASIL DÜZENLENİLMEKTEDİR?
Tavsiye edilen kontrol endoskopi periodları ; ilk 2 sene için 3
ayda bir , sonraki 2 sene için 6 ayda bir ve sonrasında ise senede bir dir. Bu
izlem periodunda hiç nüks olmaması esas alınmaktadır. Arada görülen her nüks ile
izlem zamanları tekrar baştan başlar.
SİSTİT NEDİR, NASIL OLUŞMAKTADIR?
Sistit , idrar kesesi (mesane)’ nin enfeksiyonudur. Genellikle bir enfeksiyon
ajanının idrarda çoğalıp mesane duvarını enfekte etmesi sonucu görülür.
SİSTİT BELİRTİLERİ NELERDİR?
Hastalarda çok sık idrara çıkma ( pollaküri ), idrar yaparken yanma (dizüri ) ve
sızı (strangüri ) acil idrar yapma isteği ( urgency ) , geceleri idrara kalkma (
noktüri ) vardır. Bazen sızı idrar yaptıktan sonra olur ve birkaç damla kan
görülebilir. İdrar kanlı ( hematüri ) da olabilir. Hastalar genellikle
idrarlarının bulanık ve kötü koktuğunu söylerler. Gene birçok hastanın ağrılı
cinsel ilişki (disparonea) şikayeti vardır.
Karında hassasiyet ve hatta küçük çocuklarda karın ağrısı , bulantı ve kusma da
tabloya eşlik edebilir. ATEŞ genellikle YOKTUR.
NEDEN SİSTİT KADINLARDA ERKEKLERE ORANLA DAHA FAZLA GÖRÜLÜR?
Kadınların idrar kanalları erkeklere oranla oldukça kısadır. Sistiti oluşturan
mikrobik ajanlar koli basilleri (Echerchia Coli ) genellikle apış arasında
bulunurlar ve kadınlarda kolaylıkla kısa idrar kanalından mesaneye ulaşırlar.
Cinsel ilişki de bu bulaşmaya katkı sağlar.
NEDEN BAZI KADINLAR SIK SIK SİSTİT GEÇİRİR ?
Sistit için bazı risk faktörleri vardır. Bu faktörlere sahip kadınlar sistite
yatkındırlar.
Genital hijyenin iyi olmaması, genital pH’nın 4.5 dan fazla olması ,vajinal
enfeksiyonlar, gebelikten korunmak için diafram kullanmak, hamilelik, şeker
hastalığı olması, kabızlık (konstipasyon ) , sıkı ve sentetik iç çamaşırı
giymek, menopoz ve idrar yapmayı erteleme sistit için risk faktörleridir.
SİSTİTTEN KORUNMA YOLLARI NELERDİR?
Sistitten korunmak veya en azından sistit ataklarını seyretmek için ;
günde en az 1.5-2 lt sıvı almalısınız. Böylece varsa bakterileri mesanenizden
uzaklaştırır veya üremesine engel olabilirsiniz.
İdrarınız geldiğinde bekletmemeli hemen tuvalete gitmeli ve temizliğinizi önden
arkaya doğru yapmalısınız.
Özellikle sık sistite yakalanan bir kişi iseniz küvet kullanmamalı duş
yapmalısınız.
İlişki öncesi ve sonrası genital bölgenizi mutlaka yıkamalı, ilişki sonrasında
hemen idrar yapmalısınız.
Haftada 1 defa genital bölge temizliği için asiditesi ayarlanmış özel
şampuanlarla vajinal temizliğinizi yapmalısınız.
Sıkı, dar pantolonlar ve sentetik iç çamaşırları yerine pamuklu çamaşır ve etek
giymelisiniz.
SİSTİTDE TEDAVİ NASIL DÜZENLENİR?
Sistitlerin tedavisinde her zaman antibiyotik gerekmesede genellikle
antibiyotikler ile tedavi edilir.
İlaveten antikolinerjik ler , sıcak oturma banyoları , üriner analjezikler
tedaviye ilave edilebilir.
KRONİK BAKTERİYEL SİSTİT NEDİR, TEDAVİSİ NASIL DÜZENLENİR?
1 yıl içinde 3 veya daha fazla
sayıda tekrarlayan , arada asemptomatik bakteriüri devreleri gösteren mesane
enfeksiyonudur. Tedavisinde ; Antibioterapi
+ idrarın asitleştirilmesi
(asidifikasyonu) + uzun dönem baskılayıcı (supresyon) antibiotik tedavisi
özellikle nitofurantoin / TMP-SMZ içeren ilaçlarla yapılmalıdır.
NON-BAKTERİYEL SİSTİT TANIMI NE ANLAMA
GELMEKTEDİR?
Klinik olarak sistit
tablosu gösteren ancak kültürde bakteri üretilemeyen durumları ifade eder.
-
Allerjik sisitler
-
Gardnerella – Üreoplasma – Candida veya Herpes simplex ile olan
enfeksiyonlar
-
Radyasyon sistiti veya kimyasal sistitler ( cyclofosfamid )
BÖBREK - ÜRETER
BASİT
BÖBREK KİSTİ NEDİR ? HANGİ BELİRTİLERİ VERİR ?
Kistler içi sıvı dolu keseciklerdir. Vücudun değişik bölgelerinde
izlenebilir; böbrek de bunlardan birisidir. Kistler, genelde hiç bir belirtiye
yol açmayabileceği gibi;
BASİT
BÖBREK KİSTLERİNDE NE ZAMAN TEDAVİ GEREKMEKTEDİR ?
Genelde 10 cm çapına kadar belirgin bir problem yaratmaz.
Dolayısı ile çok büyümediği sürece bu kistlerin tedavisi gerekmez.10 cm. nin
üzerine çıktığında ise ve / veya kistler, yüksek tansiyon, iltihap ve böbrek
yetmezliğine neden olmuşsa tedavisi yapılır.
BASİT
BÖBREK KİSTİNDE TEDAVİ NASIL DÜZENLENMEKTEDİR ?
Tedavide amaç ; kistin yarattığı bası etkisini ortadan
kaldırmaktır.
Bunun için:
-
Perkütan
ultrasonik aspirasyon : Burada ultrason rehberliğinde bir iğne ile girilerek
kist sıvısı boşaltılır. Geçici ama zahmetsiz bir yöntemdir . Anestezi
gerektirmez ve poliklinik şartlarında yapılabilir.
-
Cerrahi : Açık
cerrahi veya laparoskopik tekniklerle kist çıkartılır. Kesin tedavi sağlar.
Ancak hastanede yatmayı gerektirir, ameliyathane koşullarında ve anestezi
altında yapılır.
BÖBREK
ADENOMU NEDİR ,TEDAVİSİ NASIL YAPILIR ?
Böbreğin en sık görülen solid ve iyi huylu tümördür . (%7-22).
Adenomun büyüklüğüyle orantılı olarak ( 3 cm nin üzerinde ) habisleşme
(malignleşme) potansiyeli artar. Bu nedenle parsiyel yada radikal nefrektomi
gerekebilir.
BÖBREK
ANGİOMYOLİPOMU NEDİR,TEDAVİSİ NASIL YAPILIR ?
Böbreğin iyi huylu tümörüdür. Yağ, düz kas ve damardan zengin
olan anjiomyolipom 6 cm nin üzerinde olduğunda ; intrarenal, perirenal kanamalar
sonucu lomber ağrı, hematüri, hipertansiyon ve hemorajik şoka neden olabilir.
Problem yaratan durumlarda ; acil nefrektomi, parsiyel ya da nefron koruyucu
nefrektomi veya embolizasyon yapılır.
EN SIK
RASTLANAN BÖBREK HABİS TÜMÖRÜ NEDİR ?
Böbrek adenokanseri ; Renal Cell (hücreli ) Ca (kanser ) ,
Hipernefrom veya Grawitz tümörü gibi isimlerle de anılır. Bütün malign
tümörlerin %3’ünü, böbrekteki malign tümörlerinin de %86’sını oluşturur.
BÖBREK
KANSERİNE YOL AÇAN SEBEPLER NELERDİR ?
Sebep kesin olarak belli olmamasına rağmen ; genetik faktörler ;
gelişmiş ülkelerde yaşayanlarda (tanı yöntemlerinin daha kolaylıkla
kullanılmasına bağlı olarak ) ; yağ ve kolesterolden zengin beslenenlerde ;
kadmium, asbest, petrokimya ve deri sanayisinde çalışanlarda ; siagara içenlerde
böbrek kanseri riskinin daha yüksek olabileceği bildirilmiştir.
BÖBREK
KANSERİ BELİRTİLERİ NELERDİR ?
Geç evrede ortaya çıkmakla birlikte 3 ana bulgusu vardır .
1. Hematüri ( kanlı idrar yapma ) ,
2. Lomber ( bel ) ağrı ,
3. Kitle
Bunların dışında ; varikosel , hipertansiyon , halsizlik, kilo
kaybı, anemi, ateş ve metastazlara ait semptomlar da yine ileri evrelerde
görülebilmektedir.
BÖBREK
KANSERİ TANISINDA HANGİ TETKİKLERDEN FAYDANILIR ?
Ultrasound: Solid ya da kistik böbrek tümörlerinin tanısında
tanı değeri %90’dadır. İlk yapılması gereken tanı yöntemidir.
Ürografi (DÜSG-İVP):Böbrek konturlarında ve toplayıcı sistemde
düzensizliği, ve parankim hasarı durumunda böbrek fonksiyon kaybını
gösterebilir.
Bilgisayarlı Tomografi (CT): Tümörün lokal yayılımı, regional
lenfadenopati ve renal ven ya da vena cavada tümör trombüsü, karaciğer , dalak
metastasları tanısı CT ile mümkün olmaktadır.
Renkli Doppler US ve Cavagrafi. CT’de saptanan şüpheli tümör
trombüslerinde yapılmalıdır.
Renal Angiografi: Solid tümörlerin ayırıcı tanısında CT’nin
yetersiz kaldığı olgularda uygulanabilir.
BÖBREK
KANSERİNDE TEDAVİ SEÇENEKLERİ NELERDİR ?
Böbrek habis tümörlerinin tedavisinde 1. Cerrahi, 2. embolizasyon
3. immüno-terapi seçenekleri mevcuttur.
BÖBREK
KANSERİNDE UYGULANAN CERRAHİ TEKNİKLER NELERDİR ?
Teknik olarak açık cerrahi ve laparoskopik cerrahi teknikleriyle
yapılabilmekte ve kendi içinde de tümörün cinsine , yerleşimine , büyüklüğüne ,
tek veya çift taraflı olmasına , hastanın genel durumuna ve sonuçta cerrahın
tecrübesine göre ;
a. Radikal nefrektomi
b. Nefron koruyucu cerrahi
(Kısmi ( partial) nefrektomi veya tümör enükleasyonu (sadece
tümörün çıkartılması )) şeklinde yapılabilmektedir.
İLERİ
EVRE BÖBREK KANSERİNDE TEDAVİ SEÇENEĞİ NEDİR ?
Radyoterapi:
Böbrek kanseri radyorezistandır ( radyasyona dirençlidir ) .
Ancak palyatif amaçlı uygulanabilir.
Kemoterapi:
Böbrek kanserine belirgin etkili olan tek yada kombine sitostatik
ajan yoktur. Birçok kombine tedavi denenmişsede etkisi %5-10 oranında ve kısa
sürelidir.
İmmünoterapi: Son yıllarda interferon un tek başına veya
interferon ile vinblastin ve interleukin kombinasyonu kullanılmakta fakat
sonuçlar yüzgüldürücü değildir.
BÖBREK
KANSERİNDE YAŞAM BEKLENTİSİ NEDİR ?
Erken evrelerde 5 sene için % 90 -100 iken , ileri evrelerde bu
oran % 20’ lere kadar düşmektedir .
Bu sebeple;
rutin check – up’ların (tüm batı ultarsonografilerinin) önemi çok
açıktır. Hastalık ne kadar erken tanınırsa tedavisi o kadar kolay ve başarılı
olabilmektedir.
BÖBREK
TOPLAYICI SİSTEM VE ÜRETER TÜMÖRLERİ SEBEPLERİ NELERDİR?
Kesin sebebi belli
olmamakla birlikte;
Sigara kullanımı –
fenasetin gibi bazı ağrı kesicilerin uzun süre kulanımı – siklofosfamid denilen
kemoteraide kullanılan bir ilacın uzun süre kullanımı – kronik idrar yolları
infeksiyonu – uzun süre tedavisiz bırakılan taşlar – idrar yollarında
tıkanıklığa (obstrüksiyon) yol açan hastalıklar – Balkan nefropatisi
sorumluları arasındadır.
BÖBREK
TOPLAYICI SİSTEM VE ÜRETER TÜMÖRLERİ BELİRTİLERİ NELERDİR?
% 80
AĞRISIZ
MAKROSKOPİK (gözle görülebilen ) HEMATÜRİ (idrarda kanama )
Batın da ağrı –
zayıflama – Bulantı / Kusma – Anemi gibi kanserin cinsine özgün olmayan (
Nonspesifik) bulgulara da rastlanabilir.
BÖBREK
TOPLAYICI SİSTEM VE ÜRETER TÜMÖRLERİNDE TANI NASIL KONULUR?
Tüm ağrısız hematürilerde aksi ispatlanana kadar altında bir
tümöral hadise vardır endişesiyle yaklaşmak gerekir.
Önce Ultrasonografi (US) ve / veya Ürografi (IVP) yapılmalıdır.
US : Renal pelvis içinde bir kitleyi gösterebilir veya üreterdeki
bir kitle nedeniyle üst tarafta genişlemeye ait görüntüler alınabiilir.
IVP : Böbrekte dolum defekti ve işlevin olmaması ( nonfonksiyon )
gösterebilir.
Bilgisyarlı
Tomografi (CT) : Hem böbrek pelvisi hem de üreterdeki kitleyi gösterebildiği
gibi etraf dokulardaki metastazlarıda gösterebildiği için tercih edilmesi
gereken bir tetkik yöntemidir.
ÜRETEROSKOPİ de diğer tetkiklerle sebebi saptanamayan kanamalarda üreterin içini
daha net görmek için yapılabilecek bir tetkiktir.
Ayrıca : Retrograd piyelografi – sitoloji ve sistoskopi de
yapılabilir.
BÖBREK
TOPLAYICI SİSTEM VE ÜRETER TÜMÖRLERİNDE TEDAVİ NEDİR?
Nefroüreterektomi (böbrek + üreter + mesaneden üreterin girdiği alanın
çıkartılması)
ideal tedavidir. Bu işlem açık
cerrahiyle yapılabildiği gibi Laparoskopik olarak da yapılabilmektedir.
Düşük grade ve stage’li tm lerde
konservatif (tutucu – organ koruyucu) yaklaşımlar (Endoskopik rezeksiyon – tm.
eksizyonu ve üretere end to end anastamoz veya neosistostomi gibi) denenebilir.
Metastatik vakalarda Kemoterapi ve / veya Radyoterapi denenebilir.
AKUT
PİYELONEFRİT NEDİR ? ETKENLERİ NEDİR ?
Böbrek pelvisini ve parankimini tutan enfeksiyöz ve enflamatuar bir hastalıktır.
En sık enfeksiyona neden olan etkenler Ech. coli, proteus ve klebsiella
türleridir.
AKUT PİYELONEFRİT OLUŞUMUNA ZEMİN HAZIRLAYAN SEBEPLER NELERDİR ?
Hazırlayıcı faktörler ; arasında üriner sistem anomalileri, obstrüksiyonlar
(tıkanmalar ) , üriner sistem taşları, diabet (şeker hastalığı ) ve hiperürisemi
(kanda ürenin yükseldiği durumlar ) gibi metabolik bozukluklar, gebelik, ağrı
kesici ilaç alışkanlığı ve üriner sistemdeki yabancı cisimler (kateter, stent
gibi) sayılabilir.
AKUT
PİYELONEFRİT BELİRTİLERİ VE BULGULARI NELERDİR ?
Akut pyelonefrit, alevli seyreden bir hastalıktır. Halsizlikle birlikte akut
hastalık tablosu vardır. Genel durum bozukluğu görülebilir. Ateş, titreme ile 38
oC’nin üzerine çıkar. Kostovertebral (böğürde) bölgede künt özellikte
sürekli ağrı vardır ve muayenede bu bölgede duyarlılık saptanır. Bu tabloya
bulantı ve kusma eşlik eder. Hatta abdominal distansiyon (karında gerginlik –
şişkinlik ) , rebound hassasiyet, barsak seslerinde azalma ve subileus
belirtileri görülebilir. Hastalarda aynı zamanda idrarla ilgili yakınmalar ve
pyuri (idrar tahlilinde bol lökosit) vardır.
AKUT PİYELONEFRİTTE TEDAVİ NASIL YAPILIR
?
Hastalık tablosu genellikle ciddidir, hospitalizasyon ve yatak istirahati
gerekir. Hastadan hemen kan ve idrar örnekleri alınır. Zaman gecirmeden
parenteral sıvı ve ampirik antibiyotik tedavisine başlanmalıdır. başlanan
tedaviye en az 1 hafta ve ateş düştükten 3 gün sonrasına kadar parenteral olarak
devam edilir. Ardından 2 hafta daha oral antibiyotik tedavisi verilmelidir. Bu
sırada komplike edici faktörlerden şüpheleniliyorsa, bunlar araştırılıp tedavi
edilmelidir.
KRONİK PİYELONEFRİT TANIMI NE ANLAMA GELMEKTEDİR ?
EN SIK SEBEBİ NEDİR ?
Kronik pyelonefrit, genellikle çocuklukta edinilip erişkinliğe taşınan bir
hastalıktır. İmmatür (gelişimini tamamlamamış) ve gelişmekte olan böbrekler
etkilenir . Böbreğin özellikle polar (üst veya alt kutup ) bölgelerinde skar
(hasra – nedbe ) oluşur. Parankimdeki skar kaliksi de çekerek yapısını bozar ve
dilate (genişletir) eder. Çocuklukta en sık neden reflüdür.
KRONİK PİYELONEFRİT BELİRTİLERİ NELERDİR ?
Akut enfeksiyon ataklarıyla seyredebilir. Akut fazda ateş ve akut pyelonefrite
benzer tablo görülür. Akut enfeksiyon yoksa genellikle az semptomludur.
KRONİK PİYELONEFRİT TEDAVİSİ NEDİR ?
Tedavi:
Spesifik tedavi:
1. Medikal:
Üriner sistem enfeksiyonlarının eradikasyonu ve önlenmesi, gerekirse uzun süreli
baskılayıcı antibiyotik tedavisi medikal tedavinin ana hatlarını oluşturur.
2. Cerrahi:
Anatomik bozukluklar, obstrüksiyonlar, taşlar, yüksek grade'li reflü veya
medikal tedaviye cevapsız reflü, hipertansiyon (ilaçlara dirençli, tek taraflı
atrofik pyelonefritli) gibi nedenler cerrahi tedavi gerektirir.
Cerrahi tedavide, öncelikle patolojiyi ortadan kaldırmaya yönelik girişimler
seçilir. Bu olanaksızsa nefrektomi düşünülebilir.
Genel önlemler: Hastanın yakın takibi, üriner enfeksiyonların kontrolü,
komplikasyonların erken tanı ve tedavisi önemlidir. Hasta, yeterli sıvı
almalıdır.
ENFEKSİYONLAR
GONOKOKAL ÜRETRİT, (BEL SOĞUKLUĞU) ETKENİ NEDİR, NASIL BULAŞIR, BELİRTİLERİ
NELERDİR ?
Gonokokal üretritin etkeni, gram-negatif bir diplokok olan Neisseria
gonorrhoeae’dir. Gonokokal üretritlerin en sık görülme nedeni cinsel ilişkidir.
Bir erkek için, enfekte partner ile tek bir ilişki sonucu bulaşma riski yaklaşık
%17-20, buna karşın enfekte erkekten dişiye bulaşma olasılığı %80 dir. Taşıyıcı
veya hasta partner ile cinsel ilişki sayısı arttıkça risk de artar. Vajinal
ilişki olmaksızın salgılarla bulaşan vakalar da bildirilmiştir.
Semptom ve Bulgular
* idrar yaparken yanma
* üretral akıntı (Akıntı genelde iltihaplı, sarı-kahverengi görünümde ve çok
boldur)
GONOKOKAL ÜRETRİT,(BEL SOĞUKLUĞU) TANISI NASIL KONULUR?
Hasta idrarını yaptıktan 1-4 saat sonra, özel kültür çubuğu üretraya 2-4 cm.
kadar sokulup çevrilir. Örneklerden gram boyama ve kültür ortamına ekim yapılır.
Gerekirse 2 ayrı örnek toplanır. Gram boyamada gram-negatif diplokoklar görülür.
%95 oranında doğru tanı konulabilir.
BELSOĞUKLUĞU TEDAVİ EDİLMEZ İSE HANGİ TÜR KOMPLİKASYONLARA YOL
AÇABİLİR?ENFEKSİYON ETKENLERİNDEN NASIL KORUNULMALIDIR?
Gerekli tedavi yapılmadığı takdirde
*
Periüretritis, periüretral apse
* üretral darlık,
* prostatit, prostat apsesi, epididimit, proktit, ve artrit görülebilir.
Gonore, düzenli olarak kondom (prezervatif) ve ilişkisi sonrası antibiyotik
kullanımı, vajen içi antiseptik veya antibiyotik uygulaması ile önlenebilir.
NONGONOKOKAL ÜRETRİT ETKENİ NEDİR,BELİRTİLERİ NEDİR?TEDAVİSİ
NASIL YAPILIR?
Üretrit varlığı halinde kültür veya gram boyama ile N. gonorrhoeae
gösterilemediğinde, nongonokokal üretrit tanısı konulur.
En önemli ve tehlikeli ajan Chlamydia trachomatis tir. NGU li erkeklerin %25-60
ında ve gonoreli erkeklerin %4-35 inde üretrada gösterilebilir. Klamidyal
enfeksiyonların %50 sinde herhangi bir bulgu yoktur ancak taşıyıcıdırlar.
Hastaların %20-50 sinde Ureaplasma urealyticum NGU etkenidir.
Belirtiler :
* üretral akıntı, (akıntı genellikle az miktarda, ince ve mukoid özelliktedir)
* dizüri (idrar yaparken yanma ) ve üretral (idraryolunda) kaşıntı ve batma
hissi’dir.
Tedavi
Tetracycline , doxycycline veya erythromycin kullanılabilir.
NGUten korunma, gonoredeki gibi prezervatif ve vaginal spermisit kullanımı ile
sınırlıdır. Hastanın seksüel partnerlerinin birlikte tedavisi çok önemlidir.
TRİKOMANİAZİS ETKENİ NEDİR , BULGULARI NELERDİR? TEDAVİSİ NASIL
YAPILIR?
Hastalığa Trichomonas vaginalis neden olur Görülme sıklığı %2 dir. Kadın ve
erkeklerde en sık 15-40 yaşlarında görülür. Cinsel ilişkiyle bulaşır ve enfekte
kadınların erkek partnerlerinde %14-60 oranında, enfekte erkeklerin kadın
partnerlerinde ise % 67-100 oranında bulunmuştur. Erkeklerde çoğu zaman bulgusuz
seyreder.
Tedavi başarıyla sonuçlanana kadar prezervatif kullanılması gerekir. Hastaya ve
partnerine metronidazole verilir. Tedaviye hemen yanıt alınır. Partnerlerin
ciddiyetle tedavisi çok önemlidir.
ŞANKROİD ( ULCUS MOLLE, YUMUŞAK ŞANKR )NEDİR,BULGULARI NELERDİR?
TEDAVİSİ NASIL YAPILIR?
Haemophilus ducreyi tarafından oluşturulur.
Cinsel ilişkiden birkaç gün sonra görülen papül, şankroidin ilk belirtisidir.
Sonra, tek veya birden fazla, kirli görünüşlü, ağrılı şankroid ülserler ortaya
çıkar. Genellikle iltihaplı akıntı yaparlar. Hastalarda ateş, baş ağrısı ve
halsizlik vardır.
Tedavi edilmeyen ülserler yavaşça büyür, patlar ve diğerleriyle birleşirler.
Ağrılı kasık enflamasyonu, lenfatik obstrüksiyona neden olur ve genital
lenfödem, ileri evrede ise elefantiyazis gelişir.
Tedavi
Azithromycin 1 g. tek doz, erythromycin 500 mg. 4x1 7 gün, ceftriaxone 250 mg.
tek doz kullanılabilir
SİFİLİZ(FRENGİ )NEDİR? BELİRTİLERİ NEDİR VE TEDAVİSİ NASIL
YAPILIR?
Sifiliz ( frengi ), Treponema pallidum adlı spiroket tarafından oluşturulur. T.
pallidum cilt ve mukuza yoluyla vücuda girer ve cinsel ilişkiden 2-4 hafta sonra
peniste ağrısız şankr (zımbayle delinmiş görünümlü bir yara ) gelişir. Tedavi
verilmezse lezyon kendiliğinden yavaşça iyileşir. Hastalık 2 nci safhaya geçer
İnguinal bölgede tek ya da iki taraflı, birbirinden ayrı, ağrısız
lenfadenopatiler ( lenf bezi şişmesi ) bulunabilir. Ürolojik komplikasyonlar
nadirdir ve hastalığın 3 üncü safhasında görülür. Bunlar arasında testis gomları
ve nörosifilizde görülen nörojenik mesane sayılabilir.
Erken sifilizli hastalara penisilin G verilir. Penisilin allerjisi olanlara
doxycycline veya tetracyclin verilir.
LYMPHOGRANULOMA VENEREUM
NEDİR?BULGULARI NELERDİR?TEDAVİSİ NASIL YAPILIR?
Chlamidya Trachomatis etkendir. Genital lezyon, lenfadenit ve rektal darlıklar
görülebilir. Cinsel temastan 5-21 gün sonra bir papül veya püstül belirir.
Genital lezyon küçüktür ve genellikle gözden kaçar. Kültürde C. trachomatis
üremesi tanı koydurur. Tedavi: Doxycycline, 100 mg. 2x1, 3 hafta süreyle
kullanılır.
GRANULOMA INGUINALE NEDİR?BULGULARI NELERDİR? TEDAVİSİ NASIL
YAPILIR?
Etkeni Calymmatobacterium granulomatis (Donovan basili) ve inkubasyon periyodu
2-3 aydır.
Klinik Bulgular
Papül ilk belirtidir. Bundan, çevre ciltten kabarık, tabanı eritemli ve
hemorajik sekresyon içiren, sert, endüre, ağrısız bir ülser oluşur. Boyanmış
smirde Donovan cisimlerinin görülmesi tanı koydurucudur
Tedavi
Tetracycline 500 mg. 4x1 veya trimethoprim-sulfamethoxazole (160/800 mg. tablet)
2x1 lezyonlar iyileşene kadar uygulanır.
CONDİLOMA ACUMİNATA
(GENİTALSİĞİL =WART) NEDİR?TEDAVİSİ NASIL YAPILIR?
HPV ( insan papiloma virüsü ) tarafından oluşur. Kuluçka süresi 1 – 2 ayı
bulabilir.Tanı çok kolay olup lezyonun görülmesiyle konur.
Tedavide lezyonun yerleşimi , büyüklüğü , adedi gibi etmenler önemlidir.
Topikal kremler : Podophylin – imiquimod kremler , trichlorasetik asid
kullanılabilir.
Kriyoterapi : Ağrısız bir şekilde birkaç seansta lezyonlar tahrip edilebilir.
Cerrahi : Lezyonların tek tek komple çıkartılması ve dibinin yakılması en etkin
tedavidir. Lokal anesteziyleofis şartlarında yapılabilir.
*
üretral siğilleri ise endoskopik olarak yakmak mümkündür.
TÜBERKÜLOZ İDRAR YOLLARINI ETKİLEYEBİLİR Mİ VE NASILGELİŞİR?HANGİ TİP BELİRTİLER
GÖSTERİR?
Genitoüriner tüberküloz yavaş ilerleyen bir hastalıktır ve
genellikle primer (birincil) akciğer enfeksiyondan 15-20 yıl sonra ortaya çıkar.
Pollakiüri ( sık idrar çıkma ), urgency (acil işemeisteği ), nokturi ( gece
idrra kalkma ), dizüri ( idrarın yanması ) görülebilir. %50 hastada makroskobik
hematüri (gözle görülür idrar kanaması ) vardır. Bu semptomlar hastalık ileri
evreye ulaşana kadar görülmeyebilir, hatta hastalar asemptomatik olabilir. Ağrı
olması, ileri hastalığın göstergesidir. Çoğu belirtiler, basillerin mesaneye
yayılmasıyla bağlantılıdır. Genitoüriner Tüberküloz İçin Bazı Klinik Bulgular
·
Steril
pyüri
·
Geceleri ağrısız ve sık sık idrar yapma
·
Vücudun başka bir yerinde geçirilmiş veya aktif tüberküloz
·
Nedeni
açıklanamayan hematüri
·
Antibiyotiklere cevap vermeyen kronik sistit.
·
Epididimde nodülaritenin bulunduğu kronik epididimit ve/veya ductus deferensin
kalın olması ya da tespih taneleri şeklinde oluşumların palpe edilmesi
·
Küçülmüş nodüler prostat
·
Seminal veziküllerde sertleşme
·
Belli
belirsiz böğür ağrıları / renal kolik
Kronik akıntının bulunduğu skrotal sinüsler
GENİTOÜRİNER TÜBERKÜLOZ TANISI NASIL KONULUR? TEDAVİ NASIL PLANLANIR?
·
Tanıdaki standart test intravenöz pyelografidir (IVP) ve hastaların %93’ünde
anormal bulgu verir. Sistoskopide, genellikle üreter orifislerinin çevresine
yerleşmiş 3 mm.’den küçük ülser ve nodüller görülebilir. Tedavi antitüberküloz
ilaçların Isoniazid (INH),.Ethambutol, Rifampin, Streptomycin,
Pyrazinamide değişik kombinasyonları ile 9 ay süre ile devam ettirilmektedir.
ORŞİT, EPİDİDİMORŞİT NEDİR?
NASIL OLUŞUR, BELİRTİLERİ NELERDİR?
Orşit, testislerin,
Epididimit ise epididimin iltihaplanmasıdır. Genellikle ikisi beraber gelişir.
Enfeksiyonlar en önemli etkenidir.
Kabakulak geçiren
çocukların %20’sinde etken virüs kan yolu ile testise yerleşebilmektedir .
Bakteriyel
enfeksiyon: Üriner enfeksiyon , vas deferens yolu ile bazı durumlarda testise
gelip yerleşebilmektedir
Prostat ve üretral
enfeksiyonlar vas deferens yolu ile testise yerleşebilir.. Seks yolu ile bulaşan
enfeksiyonlar Chlamidya ve Gonore en sık etkendir.
Prostat ve üretra
operasyonları sonucu da yeterli antibiyotik tedavisi uygulanmadığında
mikroorganizmaların testise yerleşmesi mümkün olabilmektedir
Vücud içerisinde
bazı mikroplar örneğin tüberküloz basili nadir de olsa kan yolu ile testise
gelip yerleşebilmektedir.
ORŞİT, EPİDİDİMORŞİT
TEDAVİSİ NASIL YAPILMAKTADIR?
Etkene göre yapılmalıdır. Viral kaynaklıysa ; istirahat ve ağrı
kesiciler, bakteriyel kaynaklıysa uygun antibiotik ve yukarıda sayılanlar
yapılmalıdır. Tüberküloza bağlı bir enfeksiyonda ise verem hastalığına özgün
tedaviler kullanılmalıdır.
TAŞLAR
ÜRİNER
SİSTEM TAŞ TİPLERİ NELERDİR?
Kimyasal yapılarına göre;
CaOxalat -CaFosfat
- Strüvit ( Mg- Amonyum – Fosfat ) - Ürik asid - Sistin - Xantin
Radyoopasitelerine göre taşlar: (direkt röntgende görülebilirlilikleri)
CaFosfat – CaOxalat – Strüvit (radyoopakt)
Sistin (semiopakt)
Ürik
asid – xantin (non opakt)
İDRARA YOLU
TAŞLARINDA BULGU VE BELİRTİLER NELERDİR ?
A.
Ağrı:
Böbrek ve idrar yollarının taş sancısına renal kolik adı verilir.
Kolik ağrılarının özelliği çok şiddetli olması ve bir süre sonra azalması ancak
yine bir süre sonra tekrarlamasıdır.. (Renal kalkülü olan hastalar da ağrı
üriner obstrüksiyona bağlıdır.)
B. Hematüri (kanlı
idrar yapma):
Hastalar genellikle ağrıya eşlik eden intermittan gross hemtüri
veya arasıra çay renginde idrarla ( eski kanama ) başvururlar. Çoğu hastada en
azından mikroskopik hematüri oluşur
C. Enfeksiyon:
MgNH4PO4 taşları
demek infeksiyon taşları demektir. Proteus, pseudomonas, providencia,klebsiella
ve sta. Enf’la birliktedir. Bütün taşlar obstruksiyon ve staza ikincil olarak
enfeksiyonla birlikte olabilirler. İdrar Kültüründeki mikroba karşı spesifik
antibiotikler yapılacak elektif işlemlerden önce verilmelidir.
AĞRI ÜRİNER
SİSTEM TAŞLARIN YERİ HAKKINDA BİLGİ VEREBİLİR Mİ ?
Böbrek Pelvis
:
1 cm den büyük renal pelvis taşları üretere geçişte tıkanmaya
neden olacağı için şiddetli ağrı oluşturur. Ağrı böğür (flank) bölgesine (KVA)
ve aynı taraf üst abdomene (karın) yayılır.
Üst ve Orta Üreter:
Üst üreter Taşları
lomber (bel ) bölge ve flank’e yayılan ağrıya neden olurken, orta bölüm taşları
karnın orta ve alt bölümünde ağrıya yol açar.
Distal (alt ) Üreter:
Alt üreter taşları
erkekte testise ve kasığa, kadında genital organın dış dudaklarına (labia
majora) yansıyan ağrıya neden olur.
İntralüminal ( mesaneni içinde seyreden üreter kısmı ) üreterdeki
taşlar sistit, prostatit, üretrit, penis ucunda ağrı, frequency, urgency,
dizüri, strangüri veya gross hematüri gibi sistizm semptomlarına yol açarak bu
organların hastalıklarını taklit edebilir.
ÜRİNER
SİSTEM TAŞ OLUŞUMUNDA RİSK FAKTÖRLERİ NELERDİR ?
1. Sosyoekonomik
Faktörler:
Endüstriyel
ülkelerde renal taş hastalığına daha sık rastlanır.
2. Diyet
:
Doymuş, doymamış yağ
asidleri, hayvansal proteinler artıp ; lifler, sebze proteini ve rafine
edilmemiş karbonhidrat taş insidansını azaltabilir.
3. Meslek:
Dehidratasyona (
susuz kalmaya ) neden olabilen yüksek ısıda çalışanlarda ve fiziksel aktivitesi
az olan işlerde çalışanlarda insidans artar.
4. İklim:
Sıcak iklim;
özellikle Ürik asid taş insidansını (ihtimalini ) artıran dehidratasyona yol
açabilir. Sıcak iklim aynı zamanda insanları daha fazla morötesi ışına maruz
kalma ve vitD3 artışışına yol açar.Bu da barsaklardan Ca emilimini arttırır.
5. Aile
Öyküsü:
Ailesinde taş
öyküsü olanlarda üriner taş insidansı artar. Aile öyküsü bulunanlarda insidans
olmayanlara göre 2 kat fazladır.
7. İlaç:
Anti hipertansif
(triamteren) , Antaasid ( silika içeren) , Karbonik anhidraz inhibitörleri
kullananlarda taş oluşma ihtimali artar.
ÜRİNER
SİSTEM TAŞ HASTALIĞINDA TANI NASIL KONULUR ?
Fizik Muayene:
Renal kolikte ağrı
şiddetlidir ve hasta postür (pozisyon ) değiştirerek ağrıyı azaltmaya çalışır.
Sistemik bulgular taşikardi ( nabız sayısında artma ) , terleme ve bulantıdır.
Bel bölgesine yapılan darbe şeklindeki muayenede çok şiddetli ağrı oluşur.
Tam idrar
tahlilinde;
makroskopik ( gözle
görülür ) veya mikroskopik hematüri ( kanama ) , infeksiyona ait bulgu olan
lökositlerde artma ve halk arasında kum olarak söylenen kristallere
rastlanabilir.
Radyoloji
Taş veya benzeri
şikayetle gelen her hastaya idrar tahlili yaptırdıktan sonra ilk olarak direkt
üriner sistem grafisi ( DUS) çekilmeli ve ayırıcı tanıyıda dikkate alarak tüm
batın ultrasonografisi (US) yapılmalıdır. Bu iki tetkikle tam tanı
konulamıyorsa ; boyalı maddeleri damardan vererek çekilen Ürografi ( IVP ) veya
boyalı veya boyasız Bilgisayarlı Tomografi (CT) den faydalanılır.
ÜRİNER
SİSTEM TAŞ HASTALIĞINDA ENDOSKOPİK CERRAHİ TEDAVİ ALTERNATİFLERİ NELERDİR?
Perkütan nefrolitotomi –
litotripsi ( böbrekteki taşın
kapalı sistemle kırılması ve çıkartılması)
- Üreteroskopik litotripsi
( üreterdeki taşın kapalı
sistemle kırılması ve çıkartılması)
- Sistolapaksi
( mesanedeki taşın kapalı sistemle
kırılması ve çıkartılması)
Bütün endoskopik sistemlerde amaç
minimal invaziv bir şekilde hastaya yaklaşmak ve olabilecek en kolay yolla
hastanın problemini halletmektir. Burada giriş yolu neresi olursa olsun ( böbrek
için böğürden küçük bir cilt kesisiyle veya mesane ve üreter için idrar yolu dış
ağızı (üretra) ) kullanılan kırma enerjileri aynı olup (ultrasonik
– elekrohidrolik – pnömotik – laser) aletlerde (sistoskop
– üreteroskop – nefroskop) değişik ebatlarda olmak üzere oldukça benzer
yapıdaki endoskoplardır.
ESWL NEDİR
? NASIL UYGULANIR?
Tedavideki amaç odaklanan şok dalgalarının vucüttan geçip taşın üzerine
geldiğinde onu fargmanlara ( küçük parçalara ) ayırmasıdır. Ortalama yarım saat
kadar süren seanslarda 1000 – 4000 kadar şok dalgası
atışı yapılır ve hastaların
büyük çoğunluğu AGRI HİSSETMEZ
Bazı hastalarda kişinin hassasiyetine bağlı olarak veya taşın
büyüklük ve yerine göre taş kırılması esnasında ağrı oluşabilir, bu gibi
durumlarda bile hastanın bayıltılmasına ve narkoz verilmesine gerek yoktur. Kas
içine yapılacak ağrı kesici iğne yeterli olacak ve kırma işlemi
yapılabilecektir.
Taş kırma tedavisi sırasında hasta kendindedir ve etrafındaki
insanlarla konuşabilir. Taş kırma işlemi muayenehane veya poliklinik şartlarında
yapıldığı için iş gücü kaybına yol açmaz . Kırma işleminin bitiminde hasta
kendisi kalkıp giyinerek işine devam edebilecektir. Birinci kırma seansından
sonra hekim hastasına bol su içmesini ve bol hareket etmesini öğütler. Daha
sonra yaklaşık 3 gün ile 1 hafta sonrasında hasta kontrole çağırılır. Bu bir
haftalık süreçte kişiye idrarını yaparken gözlemesi ve kum gibi parçacıklar
dökeceği söylenir. Bu sürede hastanın ağrısı olması çok doğaldır. Şiddetli ağrı
olduğunda lokal sıcak su tatbikatı ( termofor – buyot ) veya banyo küvetinin
içine girip oturma hastaları rahatlatacaktır. Yine ağrı geçmezse ağrı kesici
iğne veya fitil hekim kontrolünde yapılır.
ESWL
UYGULANMASININ YAN ETKİLERİ VAR MIDIR?
Usülüne uygun yapıldığında ESWL’nin pek komplikasyonu yoktur .
Nadiren böbrekte kanama , ciltte kızarıklık , hipertansyon krizi ‘ne yol
açabilir. Kısa dönemde ortaya çıkan böbrek fonksiyon değişiklikleri tamamiyle
geçicidir. Kalıcı böbrek hasarı yapmaz. Güvenilir bir tekniktir. Hamilelerde
uygulanmamalıdır.
ÜRİNER
SİSTEM TAŞ HASTALIĞINDA AÇIK CERRAHİ UYGULAMALARI NELERDİR?
Başlıca açık cerrahi metodları;
pyelolitotomi (böbrek taşlarının pelvis renalisten alınması),
nefrolitotomi (böbrek taşlarının böbrek parankimi açılarak
çıkartılması),
üreterolitotomi (üreterden taş alınması),
sistolitotomi (Mesaneden Taş Çıkartılması)
ÜRİNER
SİSTEM TAŞ HASTALIĞINDA KORUNMA METODLARI NELERDİR ?
KORUYUCU
TEDAVİDE DOĞRULAR !!!
HASTA GÜNDE EN AZ 2 LT SIVI ALMALIDIR
HİÇ BİR GIDAYIO AŞIRI ŞEKİLDE TÜKETMEMELİDİR
BOL HAREKET ETMELİDİR
AŞIRI YENİLMEMMESİ GEREKEN GIDALAR
SÜT VE SÜT ÜRÜNNLERİ
FINDIK FISTIK GİBİ KURU YEMİŞLER
ÇİKOLATA
ÇİLEK
KOLALI İÇECEKLER
ÇAY-KAHVE
Korunma
metodlarına dikkat etmeyenlerde 5 yılda %50 nüks (yeniden taş oluşumu) görülür.
İNKONTİNANS
ÜRİNER
İNKONTİNANS TANIMI NE ANLAMA GELMEKTEDİR? HANGİ TİPLERİ BULUNMAKTADIR?
Üriner inkontinans; idrarın istemsiz olarak kaçırılması şeklinde
tanımlanabilir
İnkontinanslar birçok değişik şekilde sınıflanabilir , ancak
ayırım kolaylığı açısından en pratik sınıflama şöyledir :
GERÇEK STRES İNKONTİNANS (GSI)
Urge inkontinans
Nöropatik
inkontinans
Konjenital inkontinans
Paradoksal veya overflow inkontinans
Post travmatik veya iatrojenik inkontinans
Fistülöz inkontinans
İNKONTİNANSLAR İÇİNDE EN SIK KARŞIMIZA ÇIKAN FORMLAR GSI, URGE
INKONTİNANS VE MİXT TİP DENİLEN İKİ DURUMUN BİRLİKTELİĞİDİR.
STRESS
İNKONTİNANS TANIMI NEDİR?EN ÇOK KİMLERDE GÖRÜLÜR?BELİRTİLERİ NELERDİR?
GSI in
fizyopatolojisi
için bir çok teori öne sürülmüştür.
Bu gün için en çok kabul gören görüş ise şöyledir: Üretranın
hatalı pozisyonu dolayısıyla stres esnasında ( ıkınma vs ) üretraya intikal
etmesi gereken basıncın yeterice doğru intikal etmemesi.
Genellikle çok sayıda ve zor doğum yapmış ve / veya yaşı ilerlemiş veya aşırı
kilo alıp veren kadınlarda görülür. Kalça adalelerinin veya sinirlerinin doğum
sırasında zedelenmesi sonucu , mesane boynu öksürme, hapşırma, gülme, merdiven
çıkma, yük taşıma, cinsel ilişki sırasında yer değiştirerek veya kapanamayarak
hasta idrar kaçırır.
URGENCY
İNKONTİNANS TANIMI NEDİR? OLUŞUMU NEYE BAĞLIDIR?
Urgency inkontinans : Ani idrar hissi duyma ve bu hissi
bastıramama ve idrar edene kadar bir miktar idrar kaçırma olarak tanımlanabilir
.
Burada mesanenin sinirlerinin aşırı uyarılaması söz konusudur
Genellikle idrar yolları infeksiyonuyla birliktedir.
OVERFLOW
İNKONTİNANS TANIMI NEDİR? HANGİ DURUMLARDA GÖZLENİR?
Overflow inkontinans; hastada temelde devamlı rezidüel idrar
vardır. Gerçek bir inkontinans değildir. Obstrüksyon (tıkanma) ve nörojenik
problemlerde görülür. Taşma tarzında inkontinans olur.
STRESS
İNKONTİNANS TEDAVİLERİ NELERDİR?
1.
medikal veya cerrahi
dışı tedaviler
2. cerrahi
tedaviler
Bugün için kabul gören görüş; cerrahi dışı tedavilerin:
operasyonu kaldıramayacak derecede rahatsız olan hastalar ile
hafif şikayeti olan hastalar için kullanılabileceğidir.
STRESS
İNKONTİNANSDA CERRAHİ DIŞI TEDAVİLER NELERDİR?
CERRAHİ
DIŞI TEDAVİLER
Hasta şişmansa; kilo vermesi
Östrojen preparatlarının ağızdan veya vajinal olarak
kullanılması (özellikle menapozda hypoöstrojenizme bağlı mucozanın kapanma
fonksiyonunu yitirmesi)
Alfa adrenerjik ajanlar
Trisiklik antidepresanlar (imipramine) ve antimuskarinik ilaçlar
(oxybutynin chloride)
Fizyoterapi (keegle eksersizleri)
Elektriki stimülasyon , inkontinans
koltukları, biofeefback
Vajinal konlar ve pezzerler
Üretral kateter takılması
STRESS
İNKONTİNANS TEDAVİSİNDE NELER AMAÇLANMAKTADIR?
Anatomik SI tedavisinde temel amaç: BOZULMUŞ OLAN ÜRETRA AÇISINI
DÜZELTMEK BÖYLELİKLE KARIN İÇİ BASINCININ İNTİKALİNİ DÜZELTMEK tir.
İntensek yetmezlikte ise temel amaç:
üretranın direncini (rezistansını) arttırmak ve
koaptasyonunu (kapanabilme kapasitesini) sağlamaktır.
STRESS
İNKONTİNANSDA CERRAHİ TEDAVİLER NELERDİR?
İnkontinans cerrahisinde açık ameliyatlardan kapalı tekniklere ,
karından yapılanlardan vajen içinden yapılanlara , hiçbir kesi yapılmadan
olanlardan birkaç delikle yapılan laparoskopik tekniklere kadar yüzlerce çeşit
ameliyat tekniği mevcuttur.
Retropubik transabdominal işlemler (Karından yapılan açık teknikler)
(MMK 1949, Burch 1961, Richardson 1981)
Transvajinal
Teknikler:
- Kelly plikasyon 1912
- İğne askı yöntemleri
(pereyra 1959, modifiye pereyra yöntemleri: stamey 1973, raz
1981, gittes 1987, modifiye gittes yahya 1989, leach 1991)
Sling metodları (askı ameliyatları)
Pubovajinal sling (rektus fasyası veya fasya lata piramidal kas
vs kullanılmış)
Anteriorvajinal wall sling ( Raz )
Sentetik materyaller ile sling (poliglikolik asit - teflon vs)
TVT operasyonu
Laparoskopik metodlar
Burch ve sling’ ler
Peri üretral
injeksiyonlar ( teflon -kollagen -silikon -cam – yağ
Artifisiyel Üretral
Sfinkter (AUS (AMS 800))
ÜRETRAL
KARANKÜL NEDİR, BELİRTİLERİ NELERDİR VE TEDAVİSİ NASIL YAPILMAKTADIR?
Burada oluşan patoloji ; üretranın iç tabakası olan mukozanın
gevşemesi ve dışa doğru sarkmasıdır. Normalde erken safhalarda herhangi bir
şikayete yol açmazken , ilerleyip büyüdüğünde idrar yolu çıkışında kısmi
daralmaya yol açar ve zaman zamanda idrarda ve / veya sonrasında kanamaya
(hematüri) ve idrar yaparken yanmaya ( dizüri ) neden olabilir. Lokal veya
spinal anestezi altında ofis şartlarında bile yapılabilen basit bir cerrahi
müdahaleyle sarkan bu mukoza parçası çıkartılıp kalan mukoza yeniden
ağızlaştırılır. Günü birlik bir cerrahi müdahaledir.
ÇOCUK ÜROLOJİSİ
SÜNNET KAÇ
YAŞINDA YAPILMALIDIR?
Klasik görüş sünnetin
erken yaşlarda yapılmasıdır.
Sünnetin ya ilk 1 ayda
veya 7 yaşından sonra yapılması en uygundur.
İlk 1. ayda uygulanan
sünnetin getirdiği avantajlar:
-
Bebekte
ağrı duyusu ilk 1 ay içinde tam gelişmediği için sünnet uyuşturulmadan
yapılabilinir.
-
Peniste
bu dönemde damarlanma çok olmadığı için sünnet sırasında kanama pek olmaz.
-
Bebeklerde yara iyileşmesi çabuk olduğu için sünnet yarası çabuk iyileşir.
-
İleri
yaşlarda ortaya çıkabilen sünnet derisi darlıklarında acil sünnet
gerektirecek durum önlenmiş olur.
-
Yeni
doğanda kişilik gelişmediği için sünnet sonrası psikolojik olumsuz etki
önlenmiş olur
Çocuğun 1-6 yaş arası özellikle 4-5 yaş arası psiko-sosyal gelişme devreleridir.
Bu yaşlarda çocukta pipisini kaybetme korkusu vardır.
7 yaşından sonra bu psiko-sosyal devre bir durgunluğa girer ve ergenlik
çağına kadar devam eder. Bu yaşlarda yapılacak sünnet, çocuğun psiko-sosyal
açıdan gelişmesini sağlıyacaktır. Toplumun bir üyesi olduğunu fark edecek. Neden
sünnet olduğunu anlayacaktır.
SÜNNET
KİMLER TARAFINDAN YAPILMALIDIR?
Sağlıklı bir sünneti uzman doktorun (ürolog – çocuk cerrahı – genel cerrah -
plastik cerrah ) yapması gerekmektedir. Böylece bir çok sünnet hatasının önüne
geçilmiş olunur.
SÜNNET DE
UYGULANAN EN UYGUN YÖNTEM NEDİR?
İntravenöz Sedasyon + Lokal Anestezi tekniği ile cerrahi sünnet uygulaması en
uygun yöntemdir.
SÜNNET
HATALARI NELERDİR?
-
Sünnet
derisinin az kesilmesi
-
Penis
başının (glans) kesilmesi
-
Kanama
-
Penis
kangreni:penisin sıkı bağlanması sonucu gelişir
-