~

  ENGLISH
            

  


PENİS HASTALIKLARI



PENİS ANATOMİSİ
Penisi aşağıdaki kesittede göreceğiniz üzere enlemesine kestiğimizde 3 ana yapıdan oluştuğu görülür. Bunlardan üstteki 2 tanesi sertleşmeyi sağlayan yapılar (corpus cavernosum) alttaki üçüncüsü ise corpus spongiosum denilen ve içindeki üretra (idrar borusu) sayesinde mesaneye gelen idrarın dışa boşaltılmasını sağlayan yapıdır. Yine üretra vasıtasıyla testislerde üretilen spermler ve ikincil sex organlarında üretilen meni sıvısının hepsi birden dışa boşaltılmaktadır. Bütün bu yapıların dışında penisi koruyan elastik kıvamda bir zar vardır (tunica albuginea). Corpus spongiosumların içi süngerimsi bir dokudan oluşur ve bu yapısı sayesinde sertleşmenin oluşması ve idame ettirilmesi sağlanır.




PENİS HASTALIKLARI
FİMOZİS (Penis Sünnet derisinin dar olması)
Sünnet derisinin uç kısmı çok dardır. Toplu iğne başı kadar bir açıklık vardır. Derinin iç yüzeyi penisin baş kısmına yapışıktır. Deri başın gerisine çekilemez. Ya doğuştan olur veya daha sonra iltihabi bir olaydan sonra gelişir. Şayet çok darsa hasta idrar yapamaz. Hatta idrar deri altında toplanması ile sünnet derisi balon gibi şişer. İdrar damlalar halinde akar. Tedavi edilmezse idrarın tahrişi sonunda iltihap gelişir ve bu iltihap penis baş bölgesinde yaralara neden olur. Tedavisi sünnettir.

PARAFİMOZİS (Sünnet derisinin geriye kaçması)
Sünnet derisi penis baş kısmının gerisine çekilmesi ile tekrar öne gelememesidir. Genellikle sünnet derisinin darlıklarında oluşur. Çocuk veya anne babası tarafından temizlik amacı ile deri geriye çekilir, daha sonra deri burada şişer ve kızarır, penis başını boğar. Tedavide şayet erken devreyse deri öne çekilmeye çalışılır. Fakat geç kalmışsa sünnetten başka çare yoktur.

PENİS YARALANMALARI, PENİS FARKTÜRLERİ
Penis oynak bir organ olduğundan darbelere karşı kendini korur. Tamamen kopma kazalardan sonra veya kasti olarak (kıskançlık ve intikam nedeni ile) kesilmesinden sonra oluşur. Darbelerde penise kan oturur. Penis kırılmaları ise sertleşmiş haldeki penisin ani ve sert bir şekilde bükülmesi sonucu meydana gelir. Sertleşme problemlerine meydan vermemek için erken tedavi önemlidir.

BALANOPOSTİT (Penis iltihapları)
Çocuklarda darlık nedeni ile büyüklerde ise temizliğe riayet etmemeden ileri gelir. Sünnet derisinin ve/veya penis başının iltihabı şeklinde olur.


PEYRONİE HASTALIĞI



Penisin cildinin altında yer alan tunica dokusu içerisinde plak şeklinde bağ dokusunun oluşmasıdır. Sebebi belli değildir. Romatizmal veya otoimmun bir hastalık olduğu düşünülmektedir. Genellikle 40 yaşından sonra görülür. Penis sırtında veya her iki yan tarafında olabilir. Nerede olursa sertleşmiş penis aksi istikamette bükülmüş olarak durur. Geç dönemde ağrı vardır. Bazen birleşme mümkün olmaz. Elle muayenede bu plakları sert kitleler halinde hissetmek mümkündür.

Zararsız bir hastalık olmasına rağmen hastanın şikayeti varsa tedavi edilmelidir. Nadiren kendiliğinden kaybolur.

PEYRONİE HASTALIĞINDA TEDAVİ
MEDİKAL TEDAVİ
Peyroni hastalığının kesin çözümü için gerekli tedavi henüz bulunmamıştır. Eğer ağrı veya penisteki kıvrılma (bükülme) minimalse yani hasta tarafından tolere edilebiliyorsa ve bu durum kişinin sexüel yaşantısını etkilemiyorsa; kişiye tedavi vermeden beklemenin ve senede 3 kere hastayı muayene edip takipte tutmanın bir zararı yoktur.

Medikal tedaviler söz konusu olduğunda unutulmaması gereken bir detay da plasebo etki denilen ilacın gerçek etkisinden çok psikolojik etkiyle rahatsızlığın düzelebilmesi etkisidir.

Peyroni tedavisinde ağızdan kullanılan ve etkisi olabileceği düşünülen ilaçlar şunlardır:
E VİTAMİNİ; POTABA; TAMOXİFEN; COLŞİSİN' dir. Genel olarak bütün bu ilaçlarda plasebo dan farklı bir etki olmadığı gibi ciddi mide barsak problemleriyle de hastalar zorlanabilmektedirler.

EXTRA KORPOREAL ŞOK DALGA TEDAVİSİ Başlarda böbrek taşlarının kırılma prensibinden etkilenerek penisteki bu kireç plaklarınında dağılabileceği düşünülmüş ancak yapılan çalışmalarda bir fayda sağlamadığı görülmüştür.

İNTERFERON ALFA 2 B Bağışıklık sistemini destekleyen bu madde anti tümör etkisinede sahiptir. Lezyon içine uygulama veya damarda uygulamayla kullanılabilir. Ciddi gribal semptomlar yapabilmekte ve başarısı da sınırlıdır. Bunun dışında oldukça pahallı bir yöntemdir.

EXTERNAL VAKUM VEYA BAŞKACA MEKANİK CİHAZLARIN KULLANIMI Buradaki gaye penisi ciddi anlamda germek ve bu gergin ortamda 10-15 dakika kadar tutmaktır. Çok küçük peyroni plaklılarda günde 2-3 seans olarak 6 ay kadar uygulandığında medikal tedaviye destek verici etkisi dışında ciddi bir fayda sağladığı gösterilememiştir.

İNJEKSİYON TEDAVİLERİ:
Medikal tedavilerin dışında peniste oluşan bu kireç plağını dağıtabilmek veya eritebilmek için lokal olarak plağa uygulanabilecek tedaviler düşünülmüş ancak bu tedavilerin son derece ağrılı olmalarının yanısıra tedavin kendisinde yaratacağı travma dolayısıyla peyroni plağı oluşturabileceği bulunmuştur. Bir diğer dezavantajıda bu tedavilerin daha sonradan uygulanabilecek olan cerrahi müdahaleleri güçleştireceği de saptanmıştır. Lokal uygulamalarda en çok kullanılan ilaçlar: prostoglandin E1 (PGE1); verepamil; betametason; hyaloronidas ve nicardipin'dir.

ELEKTROMOTİV UYGULAMA (EMDA)
İontoforezis olarakta bilinen bu yöntemde deriye topikal olarak uygulanan bazı ilaçların içindeki moleküllerin doğru akıma tabii tutulmasıyla ciltten içeriye diffüse olması esasına dayanır. Prensip enjeksiyon tedavisiyle aynıdır. Ancak bu tedavinin önemli hiçbir yan etkisi yoktur. Tek dezavantajı pahalı bir uygulama olmasıdır. Genellikle ilk 1 seneki vakalarda daha başarılıdır. (% 45 ) Kullanılan ilaç karışımları enjeksiyon tedavisindekiler gibidir. Özellikle genç erkeklerde ve kireç plağının boyu 2 cm yi geçmeyen vakalarda % 65 e kadar varan başarılar bildirilmektedir.



  


CERRAHİ TEDAVİ:
Gecikmiş vakalarda ameliyat yapılmalıdır. Değişik ameliyat teknikleri mevcuttur.

     
                            Ameliyat öncesi peyronie vakası                                Ameliyat sonrası düzeltilmiş vaka


Ana amaç penisin boyunu çok kısaltmadan ve sertleşme fonksiyonlarını koruyarak kozmetik olarak düzgün görünümlü bir penis yapmaktır.


PRİAPİSİM (Penisin kendiliğinden ağrılı sertleşmesi)
Penisin seksüel istek duymaksızın uzun süreli sertleşmesi veya orgasm sonrası bile sertiğin yitirilmemesi hali olarak tanımlanabilir.

Uzamış sertleşme (ereksiyon) ‘den ayırımı için 6 saatten fazla süren ereksiyon hali olması gerekmektedir.

İki formu vardır. Yüksek basınçlı ve alçak basınçlı tip. Yüksek basınçlı tip (arteriel = iskemik olmayan = ağrısız tip) nadir görülür.

Hasta çok ağrı duyar. Her yaşta meydana gelir.En sık 5 ile 10 yaş arasında ve 20 ile 50 yaş arasında görülür.

Gençlerde görüldüğünde sebep genellikle bir kan hastalığı olan “orak hücreli anemi“ veya bazı habis hastalıklardır.

Yaşlılarda ise sebep genellikle “idiopatik“ (nedeni bilinmeyen, bulunamayan) tir.

Özel bir hali de sertleşme sorununu gidermede veya problemi araştırmada kullanılan ve suni sertleşme yapan ilaçların (papaverin gibi) penis içine enjeksiyonunun bir komplikasyonu olarak gelişebilir.

Bunun dışında “genital bölgenin travmaları sonrasında“ veya “antidepresan ve bazı anti psikotik“ ilaçların kullanımından sonra da görülebilir.

Birden bire meydana gelir. Ağrılıdır. İdrara yapılamaz veya damlalar halinde gelir. Meni boşalsa bile sertlik devam eder. Sertleşme 1-2 gün bazen aylarca sürer.

TEDAVİ
İlk 12 saat içinde penisin sertleşme organlarında “cavernöz cisimciklerinde“ harabiyet başlar, 48 saat sonrasında penis yumuşayıp normal haline dönse bile sonunda iktidarsızlık (empotans) meydana gelir.

Bu yüzden ilk 12 saatte acil müdahale gerekir.

Tedavide enjektör ile pıhtılaşmış kan boşaltılır. Kavernöz cisimciklerin içi serumla yıkanır. yetmezse; Pıhtıyı giderecek ilaçlar penis içine verilir. Spinal anestezi denenebilir. Yine yetmezse bazı özel ameliyat teknikleriyle kavernöz cisimciklerin içi boşaltılır.

* Yukarıda bahsedilen alçak basınçlı ve sıklıkla rastlanan tipinin tedavisidir. Yüksek basınçlı tipte doku oksijenlenmesi bozulmaz ve ağrı yoktur. Burada ana sebep genellikle künt perine veya genital travmadır. Senelerce süren ereksiyonlar olabilir. Doku iskemisi olmadığından ağrı genelde yoktur ve sonrasında empotans gelişmez. Tedavi damar cerrahisi yöntemleriyle yapılabilmektedir.



Site Haritası



www.leonsaporta.com© ~ Tüm hakları saklıdır.

Toplam ziyaretçi: 340797 Son güncelleme: 22. 09. 2013 @ 20:35